Ataş: Terörsüz Türkiye pazarlık konusu değildir
AK Parti MKYK Üyesi ve Kayseri Milletvekili Dursun Ataş, Hunat TV'de yayınlanan Ankara Masası programında Terörsüz Türkiye hedefini değerlendirdi. Sürecin bir siyasi tercih değil, devlet ve milletin bekasıyla doğrudan ilgili olduğunu vurgulayan Ataş, birlik ve beraberliğin önemine dikkat çekerek, terörün tamamen sona ermesi için kararlılıkla ilerlenmesi gerektiğini ifade etti. Sürecin başarıyla sonuçlanacağına olan inancını yineleyen Ataş, devletin herhangi bir pazarlık içinde olmadığını da vurgulayarak 'Bu işin çözüleceğine inanıyorum. Elbette 'Ya olmazsa?' sorusu da soruluyor. Olmazsa ne olur? Kaldığımız yerden devam ederiz' dedi.
AK Parti MKYK üyesi ve Kayseri Milletvekili Dursun Ataş, Hunat TV’de yayınlanan Ankara Masası programında Genel Yayın Yönetmeni Kürşat Açıkgöz’ün sorularını yanıtladı. Ataş, Terörsüz Türkiye hedefinin siyasi bir kazanım değil, doğrudan devletin bekasını ve milletin geleceğini ilgilendiren temel bir mesele olduğunu vurguladı. Sürecin başından bu yana terörün tamamen sona ermesini arzu ettiğini belirten Ataş, “Ben bu işin, nasıl olursa olsun, sağlıklı bir şekilde sonuçlanmasını ve kesin olarak bitmesini arzu eden, bunun için yapılması gereken ne varsa yapılması gerektiğine inanan biriyim. Süreç ilk başladığında elbette karşı çıkanlar oldu, kendi argümanlarını üretenler oldu. Ancak konu terör ve Türkiye meselesi. Bu hem ülkemiz hem de bölgemiz açısından son derece önemli bir konu. Benim AK Parti’ye geçiş sürecimde de bazı hususları dile getirmiştim. Hatırlanacağı üzere içeride birlik çağrısı yapılmış, ‘safları sıklaştırmamız gerekiyor’ denilmişti. Cumhurbaşkanımız bu sürecin sinyallerini 2024’ün ortalarında vermişti. 1 Ekim 2024’te ise Sayın Devlet Bahçeli’nin bu iradeyi ete kemiğe büründürmesi ve DEM Partililerle Meclis’te tokalaşmasıyla süreç fiilen başlamıştı. Yaklaşık bir ay sonra da ben katılımımı gerçekleştirdim. O günlerde Kayseri’de düzenlenen basın toplantısında da ifade etmiştim. Bugünleri o günlerde liderlerimiz görmüştü. Bugün Türkiye’de ve dünyada yaşananlara baktığımızda, ne kadar doğru bir adım atıldığını daha net görüyoruz. Türk-Kürt kardeşliğine vurgu yapan bu yaklaşım, PKK terör örgütünün dış destekli, emperyal güçler tarafından kullanılan bir yapı olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Dünya hızla farklı bir noktaya evriliyor ve bu süreçte bu yapıları tekrar kullanmak isteyecekler. Bu nedenle bizim, bizden başka kimseye ihtiyacımız olmadığını ve aslında gerçek anlamda dostumuzun da olmadığını görerek bu yola girildi. İnşallah bunun meyvelerini içeride aldığımız gibi, dışarıda da alacağız” dedi.
“İçeride birlik çağrısı son derece hayati”
Birlik ve beraberliğin hayati önem taşıdığını vurgulayan Ataş, çevre ülkelerde yaşanan gelişmelere işaret ederek; “İçeride birlik çağrısı son derece hayatiydi. Bugün Venezuela’da, İran’da ve çevremizde yaşananlara baktığınızda bunu daha iyi anlayabilirsiniz. Çevremizde olup bitenleri doğru okuduğumuzda, birlik ve beraberliğe hiç olmadığı kadar, adeta Kurtuluş Savaşı dönemindeki kadar ihtiyaç duyduğumuz bir süreçten geçtiğimiz açıktır. Ekonomiden güvenliğe kadar her alanda bunun önemini görüyoruz” ifadelerini kullandı.
“Süreci provoke etmeye çalışanlar var”
Sürecin başarıya ulaşmasını istemeyen kesimlerin olduğunu da belirten Ataş, bu yapının sadece dağdaki teröristlerden ibaret olmadığını, Avrupa ayağının ve bazı uluslararası aktörlerin de süreci sabote etmeye çalıştığını söyleyerek; “Terörün Türkiye’de sonuca ulaşmaması için çaba harcayan kesimler hâlâ var. Bu işten nemalanan sadece dağdaki terörist ya da Kandil değildir. Bunun bir Avrupa ayağı vardır. Avrupa’da kendini entelektüel olarak tanımlayan, Türkiye’den kaçmış ve bu sürecin başarıya ulaşmasını istemeyen birçok kişi vardır. Çünkü bu mesele üzerinden varlıklarını sürdürüyorlar. Bunun yanında İsrail, Amerika ve benzeri aktörler de bu sürecin başarıya ulaşmasını istemiyor. Türkiye içinde de bu işten fayda sağlayan, nemalanan kesimler var. Ancak süreci provoke etmeye çalışanlar var. Bu provokasyonların büyük kısmı karşı taraftan geliyor. Birlik içinde olmaya çalışan hem DEM Partililer hem de bu tarafta olan insanlar sürekli tahrik edilmeye çalışılıyor. Buna kesinlikle müsaade etmememiz gerekiyor. Herkesin bu konuda konuşmaması, sürecin arka planında devlet politikası olarak yürütülen ve liderler tarafından yönetilen bu sürece zarar verilmemesi gerekiyor. Komisyonlar çalışıyor ve önümüze somut çıktılar koyuyor. Bu noktada daha uyanık olmalıyız. Dün Sayın Devlet Bahçeli grup toplantısında, Sayın Cumhurbaşkanımız da MKYK toplantısı sonrasında önemli açıklamalar yaptı. Bunları dikkatle izlememiz ve duygusal reflekslerle hareket etmememiz gerekiyor” dedi.
“Süreç ilerledikçe ve sonuçlar görüldükçe ikna olacaklarına inanıyorum”
Muhalefetin bazı çekincelerine de değinen Ataş, bu eleştirilerin vatan hainliği gibi değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek; “Muhalefet cephesinde de farklı yaklaşımlar var. Örneğin Sayın Dervişoğlu bu sürece karşı çıkıyor ve çekincelerini dile getiriyor. Ancak bunu ‘vatan hainliği’ gibi bir noktaya taşımak doğru değildir. Onun da vatan sevgisinin samimi olduğuna, gerekirse canını vermekten çekinmeyeceğine inanıyorum. O da kendi penceresinden böyle görüyor olabilir. Bu mümkündür. Ancak hiçbir muhalefet temsilcisinin Türkiye’nin kötüye gitmesini, terörün bitmemesini isteyeceğini düşünmüyorum. Süreç ilerledikçe ve sonuçlar görüldükçe ikna olacaklarına inanıyorum. Ancak bir kesim var ki ‘Evet ama…’ diye başlayan cümlelerle, bu işin sonunda siyasi olarak AK Parti’ye, MHP’ye ya da CHP’ye yarayıp yaramayacağı kaygısıyla hareket ediyor. İşte bu çok tehlikeli bir yaklaşım. Bu bir devlet meselesidir, bir millet meselesidir. Kime siyasi olarak yazdığı hiç önemli değildir. Önemli olan bu sürecin ülkeye ve Türk milletine kazandırmasıdır. Bu şekilde düşüncesizce hareket edenler, art niyetli çevrelerin eline koz vermektedir. Bunun siyasi rantla ya da siyasi gelecekle ilgisi yoktur. Bu, tüm Türkiye’yi ve bölgeyi ilgilendiren temel bir konudur. İnşallah bu süreç sonuçlanacaktır. Bazıları ikinci safhadan bahsediyor ama ben üçüncü safhaya gelindiğine inanıyorum. Artık sorun Türkiye sınırlarıyla da sınırlı değil. Suriye’nin kuzeyi ve bölgesel boyutlar da var. Bu alanlarda da adım adım çalışmalar yürütülüyor. Dışişleri Bakanımız sürekli sahada, Cumhurbaşkanımız, Sayın Devlet Bahçeli ve diğer devlet büyüklerimiz bu sürecin altına gövdelerini koymuş durumda” ifadelerine yer verdi.
“Olmazsa da herkesin bildiği yerde, kaldığımız noktadan devam ederiz”
Sürecin başarıyla sonuçlanacağına olan inancını yineleyen Ataş, devletin herhangi bir pazarlık içinde olmadığını da vurgulayarak; “Bu işin çözüleceğine inanıyorum. Elbette ‘Ya olmazsa?’ sorusu da soruluyor. Olmazsa ne olur? Kaldığımız yerden devam ederiz. Bu kadar net. Herhangi bir pazarlık söz konusu değildir. Devletimiz bugün hiç olmadığı kadar güçlüdür. FETÖ’den ve birçok yapıdan arındı. Ordumuz, milletimiz ve devletimiz güçlüdür. Pazarlık edecek bir durumda da değiliz. Ancak daha demokratik, daha güçlü bir Türkiye için yapılması gereken bazı düzenlemeler vardır. Meclis olarak üzerimize düşeni yapacağız. İnşallah daha güçlü bir şekilde yolumuza devam edeceğiz. Ben bu sürecin başarıyla sonuçlanacağına inanıyorum. Olmazsa da herkesin bildiği yerde, kaldığımız noktadan devam ederiz” şeklinde konuştu.
Bakmadan Geçme