Başarıyı dürüstlükle taçlandıran isim Orhan Say
Talas'ın taş sokaklarında başlayan bir hikâye… Çocuk yaşta duyduğu 'mimarlık' kelimesi, onun hayatının yönünü belirlemişti. Devlet kapısında aradığı imkânı bulamayınca, kendi yolunu inşa etti tuğla tuğla, emekle, inançla. Bugün hem Arven Yapı'nın kurucusu hem de yerel yönetimde yılların tecrübesiyle kente hizmet eden bir isim olarak, aynı kararlılıkla üretmeye devam ediyor. Orhan Say'ın hikâyesi, bir ömrün emeğe, şehre ve gençlere adanmış hâlidir…
- Ben 1959 yılında Talas’ta doğdum. İlkokul ve ortaokulu Talas’ta, liseyi Kayseri Lisesi’nde tamamladım. Konya Selçuk Üniversitesi Mimarlık Bölümü’ne başladım. Mimarlığa ilgim, ilkokul ikinci sınıftayken öğretmenimizin yerine gelen bir öğretmenin eşinin mimar olmasıyla başladı. O dönem mesleklerin ne işe yaradığını bilmiyorduk ama mimarlık ilgimi çekmişti ve bu karar hayatımda önemli bir dönüm noktası oldu. Üniversiteyi bitirdikten sonra devlet dairelerinde iş bulamadım. Bunun üzerine inşaat sektöründe firma kurduk; Kayseri’de önemli projelere imza attık ve Arven Yapı olarak hâlen faaliyetimizi sürdürüyoruz. Başlangıçtan itibaren yoğun mesaiyle çalıştık ve personelimizle birlikte büyüdük.
Siyasete 1988’de Milliyetçi Hareket Partisi’nde il yönetiminde başlayarak girdim; ardından Kocasinan İlçe Başkanlığı, Kocasinan Belediye Meclis üyeliği ve Talas Belediye Başkanlığı yaptım. Hâlen Talas ve Kayseri Büyükşehir Belediye Meclisi’nde görevim devam ediyor; mimarlık ve imar planlama tecrübemle katkı sağlamaya çalışıyoruz.
Yaşadığım zorluklar ve emekle inşa edilen iş hayatım bana güç ve deneyim kattı; artık gençlerin önünü açmanın zamanı geldiğini düşünüyorum.
“Çevrenize faydanız yoksa gerçek anlamda başarılı sayılmazsınız”
Orhan Say için “görev” hiçbir zaman makamla sınırlı olmamış. Belediye başkanlığı dönemi sona ermiş olsa da kapısını çalan, bir derdini paylaşan insan eksik olmamış. Çünkü o, hizmeti bir sorumluluk değil, bir yaşam biçimi olarak görüyor. “İnsanlığa faydası olmayan biri, ne kadar kazansa da eksiktir” diyor. Bu anlayışla geçen yıllar, onu sadece bir mimar ya da siyasetçi değil; hizmet etmeyi yaşamın özü sayan bir gönül insanı kılmış.
-Gerçekten bizim işimiz her zaman hizmet üzerine kurulu. Siyasette de durum farklı değil. Belediye başkanlığı görevim sona ermiş olsa da bizden destek veya yardım bekleyen insanların sayısı hiç azalmadı. Kızımın veya oğlumun işi, çevredeki yardıma muhtaç insanlar veya çeşitli kurumlarla ilgili işler… Her zaman bir şekilde hizmet ihtiyacı oluyor. Allah eksikliklerini vermesin; bize ulaşan her insan, bizden bir şey bekleyen her kişi, bize hatırlatıyor ki görevimiz hizmet etmek.
Belediye döneminde bu sorumluluk en yoğun halindeydi. Çünkü hizmet etmezseniz, insanlığa faydası olmayan biri hâline gelirsiniz. Çok para kazanabilir, birçok iş yapabilirsiniz; ama çevrenize faydanız yoksa gerçek anlamda başarılı sayılmazsınız. Biz de işimizi yaparken her zaman çevremize faydalı olmaya gayret ettik ve inşallah ömrümüz yettiğince bunu sürdürmeye devam edeceğiz.
Arven’in temelinde vefa ve emek var
Yapmak kolaydır; ama yapılanın arkasında durmak, yıllar sonra bile aynı sorumlulukla sahiplenmek, gerçek ustalığın göstergesidir. Orhan Say’a göre mimarlık yalnızca bina inşa etmek değil, güven inşa etmektir. Çünkü Arven Yapı’nın temeli sadece betonla değil, vefa ve emekle atılmıştır.
- Sanırım 30 ya da 40 bin üzerinde konut inşa etmişizdir. Kayseri’de epeyce projeye imza attık. Eskiden yılda 700–1000 konut teslim ediyorduk; şimdi sayılar biraz azalsa da hâlâ yılda 500’ün üzerinde konut üretip teslim ediyoruz. Burada önemli olan sadece “yaptım, teslim ettim” demek değil; teslim sonrası hizmeti de sürdürmek. Örneğin, otuz yıl önce teslim ettiğimiz bir konutun sahibi arayıp, “Suda bir problem var, elektrikle ilgili bir sıkıntı var, boya malzemesinde sorun var” dediğinde hemen müdahale ediyoruz. Bunun için özel bir teknik destek ekibi kurduk ve böylece müşterilerimiz her zaman güvenle bize ulaşabiliyor.
Bu süreç, bizim için en değerli olan şeylerden biri. Çünkü bir konutun teslimiyle iş bitmiyor; ufak tefek arızalara, iki–beş yıl sonra ortaya çıkabilecek sorunlara da anında çözüm üretiyoruz. Ömrümüz yettiğince bu hizmeti sürdürmeye devam edeceğiz. Emekli olmak pek mümkün değil; çalışanlarımız ve işin devamlılığı buna izin vermiyor. Yavaş yavaş işi gençlere devrediyoruz ama teslim sonrası hizmet anlayışımız her zaman önceliğimiz olacak.
“Bizim için her zaman iyisini yapmak esastır; geçiştirme yok”
Bir binanın sadece duvarları değil, duygusu da vardır. Onlar için her proje, yeniden düşünülmesi, güzelleştirilmesi gereken bir eserdir. Çünkü Arven Yapı’nın felsefesi net: geçiştirmek değil, her zaman en iyisini yapmak.
-Bazen bakıyorum, yaptığımız bir binayı beğeniyoruz ama “Acaba şöyle de yapsak daha güzel olur muydu?” diye düşünüyoruz. Cephesini değiştirerek ya da farklı dokunuşlarla daha estetik hâle getirebilirdik. Ama insanlar gelip, “Teşekkür ederiz, elinize sağlık, çok güzel oldu, çok memnunuz” dediğinde gerçekten mutlu oluyorsunuz. Hatta bazıları çocuklarını veya akrabalarını getirdiğinde, yaptığımız işin etkisini bir kez daha görüyoruz. Bizim için her zaman iyisini yapmak esastır; geçiştirme yok. Yanlış bir şey olursa hemen düzeltilir. Her binada ayrı bir şantiye şefimiz ve mühendislerimiz var; kalabalık olduğumuz zaman bile hataya izin verilmez. Bu disiplinle ve özenle çalıştığımızda insanlar mutlu oluyor ve biz de bu mutluluğu paylaşıyoruz.
“Ticarette en önemli şey, dürüstlükten şaşmamaktır”
Onun başarısının sırrı ne hızda ne de hırsta saklı. Temeli dürüstlüğe, emeğe ve titizliğe dayanıyor. Çünkü o, yalanın kısa, doğruluğun ise uzun bir ömrü olduğuna inanıyor. Her adımını sağlam atan, her işini özenle takip eden Orhan Say’ın bu anlayışı yıllar içinde Arven Yapı’yı sadece bir marka değil, güvenin simgesi hâline getirmiş…
-Aslında her işte dürüstlük, yalan söylememe ve işi titizlikle takip etme olgusu olmazsa, bir yere kadar ilerleyebilirsiniz. Yalanla dolanla kısa süreliğine yol alabilirsiniz ama uzun vadede başarı gelmez. Müşteriye karşı da işinize karşı da her zaman dürüst olursanız, Allah da bunun karşılığını verir; işiniz devamlı büyür. Hızlı ve ani bir yükseliş, altyapısı olmadığı için ileride sıkıntı yaratabilir. Bu yüzden yavaş ve sağlam büyümeye gayret etmek her zaman daha iyidir. Ticarette en önemli şey, dürüstlükten şaşmamaktır. Yalan söylemek yok, işinizi düzgün yapmak şart. Bu prensiplerle hareket eden herkes, sürdürülebilir başarıyı yakalayabilir. Tüm ticarette başarılı insanlara bakarsanız, dürüstlük temelini görebilirsiniz; yalanla başlamış olan bir iş uzun vadede devam etmez, mutlaka sarsılır.
“Onların bana verdiği emek tarifsizdir”
Her başarı hikâyesinin ardında sessiz bir emek vardır; çoğu zaman bir anne duası, bir baba desteği. Orhan Say da hayat yolculuğunda en büyük gücü ailesinden almış. Babasının anısına, annesinin sabrına minnetle… Çünkü onun için başarı yalnızca azimle değil, dualarla da inşa edilir.
-Annem ve babam bana her zaman tam destek oldular. Aslında en çok eziyeti de onlar çekti benim okul hayatım yüzünden; bu süreçte onları çok üzdüğümü biliyorum. Babam hayatta değil, Allah rahmet eylesin, annem ise hâlâ aramızda. Ama her zaman desteklerini hissettim, beni sevdiler ve doğru yönlendirdiler. Onların bana verdiği emek tarifsizdir; beni hiç üzmediler, her zaman yanımda oldular. Bu yüzden onlara minnettarım. Hayatta başarı, aile desteğiyle başlar. Anne ve babanın rızasını almak, onların desteğini hissetmek, insanı hem güçlendirir hem de başarıya taşır. Çocuklara da destek olmak ama yanlış giden bir şey varsa onları uyarmak gerekir; çünkü gerçek başarı buradan geçer.
“Torun sevgisi farklı; evlat sevgisiyle kıyaslanamaz”
İş dünyasının temposu içinde Orhan Say’a en büyük mutluluğu veren, torunlarının neşesi ve doğayla buluştuğu anlar. Torunlarıyla kurduğu köprü, evlat sevgisinden farklı, bambaşka bir sıcaklık sunuyor…
Torunlarım İstanbul’da yaşıyorlar. Bu yüzden ya onlar gelir, birkaç gün kalırlar ya da ben onları ziyarete giderim. Üç torunum var: iki oğlan ve bir kız. İki oğlanla özellikle haşır neşir oluyoruz. Torun sevgisi gerçekten farklı; evlat sevgisiyle kıyaslanamaz. Her gün olmasa da sık sık telefonda görüşüyor veya mümkün olduğunda yüz yüze bir araya geliyoruz. Bu, çok güzel bir duygu ve Allah herkese nasip etsin. İş hayatı dışında doğa da vazgeçilmezim. Dağlara çıkarım; arkadaş grubumuzla pazar günleri yürüyüş yapar, ardından sohbet ve yemekle keyifli bir birliktelik yaşarız. Bu hem ruhumu hem de enerjimi besleyen bir alışkanlık.
Talas’ta çocuk yaşta başlayan küçük kazançlar, Kayseri’nin köklü ticaret kültüründe olgunlaştı. Kayseri, ticarette “işini bilen” şehrin adı olmuş; başarının yolu ise sabır, disiplin ve kültürden geçiyor. Orhan Say’ın hikâyesi de bu anlayışla şekillenerek küçük yaşta öğrenilen ticaret dersleri, yıllar içinde büyük bir tecrübeye dönüşmüş.
-Talas’ta çoğu insan genellikle şoförlükle uğraşırdı, Kayseri’deki gibi bir ticaret kültürü yoktu. Otobüslerle haşır neşir olsalar da pek kazanç sağlayamazlardı. Biz Talaslılar, Kayserililer gibi değiliz; Kayseri’nin ticaret anlayışı çok farklıdır. Biz ise küçük yaşlardan itibaren yaz tatillerinde çalışarak, bir şeyler satarak ticareti öğrenmeye başladık. Bu deneyim hayatımızda çok faydalı oldu. Kayseri’de aileler, çocuklarının ticareti de öğrenmesini ister; bazen okumasına gerek bile yoktur. Ticaret hayatını öğrenen çocuklar başarılı olabiliyor. Ancak burada ticaret yapmak kolay değil. İstanbul veya diğer şehirlerde işler farklı yürür; insanlar bazen pazarlığa hiç girmeden alır-satar. Ama Kayseri’de herkes hesap bilir, maliyeti ve karını takip eder; buranın suyu ve kültürü böyle şekillendirmiştir. Bu nedenle Kayseri’de başarılı olmak başka türlü olur. Türkiye’de Kayseri’nin adı ticarette “işini bilen, pazarlığı iyi yapan” olarak çıkmıştır. Yine de dışarıdaki gibi farklı, çok karlı işler yapmak mümkün, ama burada işlerin yürütülme biçimi farklıdır ve köklü bir ticaret geleneği gerektirir.
“Ticarette başarılı olanlar dürüstlükten ödün vermemiş kişilerdir”
Başarı, zorla değil, sevgi ve kararlılıkla başlar. Orhan Say, gençlerin öncelikle sevdikleri işi yapmalarını, ardından dürüstlük ve disiplinle ilerlemelerini öğütlüyor. Hızlı yükselme hırsı yerine, sabırla ve çalışarak yol almanın önemini vurguluyor; çünkü gerçek başarı, yalnızca kendine değil, çevresine ve yardıma muhtaçlara da dokunabilenlerin kaderidir.
- Bence çocukların ilkokul, ortaokul veya lise yıllarında bir mesleğe zorlanarak yönlendirilmesi, onların başarısız olmasına yol açar. Öncelikle sevmeleri gerekir yaptıkları işi. Üniversiteye gitmek zorunlu değildir; bazıları ticaretle ilgilenmek isteyebilir. Önemli olan, seçtikleri alanda hedef belirleyip, bu hedefe ulaşmak için çalışmalarıdır. Mesleğini edindikten sonra hemen zengin olma, hızlı bir şekilde yükselme gibi hırslarla hareket etmemeliler. İşlerini düzgün ve disiplinli şekilde yaparlarsa, kazanç ve başarı doğal olarak gelir. Allah verir; yeter ki dürüst ve çalışkan olsunlar. Ticarette başarılı olanlar, her zaman dürüstlükten ödün vermemiş kişilerdir. Yalanla, dolanla hızlı kazanmayı hedefleyenler ise kısa sürede başarısız olur.
Üniversite hayatımda biz de oldukça zorlu bir süreç yaşadık. Bu zorluk, aslında başarımızın temelini oluşturdu. O dönem, başarılı olmak zorundaydık; başka çaremiz yoktu. Şimdi gençlerin imkanları çok daha fazla. Onlar da dürüstlük ve çok çalışmayla başarılı olabilirler. Ama hiçbir zaman çevresini, arkadaşlarını ve yardıma ihtiyacı olanları unutmamalı, onlara da yardımcı olmalıdır. Böyle yapanların yolu her zaman açılır, Allah da onları destekler.
“Gerçek kazanç, yalanla değil, emek ve samimiyetle gelir…”
Orhan Say, hayatını büyük hayaller üzerine kurmamış; sadece dürüst, rahat ve anlamlı bir yaşam istemiş. Ama çalışmak ve doğru olanı yapmak, onu beklenmedik başarılara taşımış. Say’ın gençlere ve torunlarına sürekli hatırlattığı bir öğüt var: dürüstlükten şaşmayın. Çünkü gerçek kazanç, yalanla değil, emek ve samimiyetle gelir…
-Allah’a şükür, hayatta büyük bir hedefim olduğunu hiç düşünmedim. Belki sadece bir evim, bir arabam olsun ve düzgün, rahat bir hayatım olsun istiyordum. Ama hedefler, bazen tahmin ettiğimizden çok daha fazlası olarak karşımıza çıkabiliyor; hatta daha büyük başarılara ulaşabiliyorsunuz. Bunun sırrı ise çalışmak ve dürüst olmak. Şu anda gençleri kafelerde otururken görüyorum ve biraz üzülüyorum. Hayatı orada sanıyorlar; oysa iş hayatına atıldıklarında her şeyin farklı olduğunu görecekler. Ben de gençlere, torunlarıma da hep şunu tembih ediyorum: Dürüstlükten şaşmayın. Yalan ve dolan hiçbir zaman işe yaramaz. Allah, dürüst ve çalışkan olanlara en iyisini verir. Bunu unutmamak gerekiyor.
Ülkü ve mücadele ile yoğrulmuş yaşamın öyküsü…
Orhan Say, genç yaşta ülkücü idealleriyle şekillendi; hayatı, inanç ve cesaretle sınandı. 1977’de yaşadığı pusu sonucu ağır yaralanmasına rağmen pes etmedi, o dönem ona dayanıklılığı ve mücadeleyi öğretti. Bu zorluklar, onun karakterini inşa ederken, genç yaşta edindiği idealler hayatının pusulası oldu.
Siyasete adım attığında da bu inançlar rehberiydi. Milliyetçi Hareket Partisi’nde il yönetiminden başlayarak Kocasinan İlçe Başkanlığı’na, ardından Talas Belediye Başkanlığı’na uzanan bir yolculuk… Bugün hâlâ Talas ve Kayseri Büyükşehir Belediye Meclisi’nde görev yapıyor, ideallerini, tecrübelerini ve mimarlık bilgeliğini birleştirerek Kayseri’ye hizmet ediyor. Onun hikâyesi, ülkü ve mücadele ile yoğrulmuş, azimle örülmüş bir yaşamın öyküsü.
Bakmadan Geçme