Kayseri'den dijital başarı: 'Fikrin coğrafyası olmaz'
Kayserili Hasan Köse, üniversite yıllarında attığı ilk adımlarla dijital reklamcılığa yönelerek İstanbul'da edindiği deneyimlerin ardından memleketine dönerek firmaların dijital pazarlamadaki eksikliklerini fırsata çevirmiş. Google reklamlarıyla başlayan yolculuğu, bugün tasarım, prodüksiyon ve kreatif işler dahil 360 derece hizmet sunan Adlive ajansıyla sektörde öne çıkmasına dönüştü. Köse'nin hikayesi, sabır, disiplin ve iletişimin, doğru stratejiyle birleştiğinde genç girişimcileri nasıl başarıya taşıyabileceğinin canlı bir örneği.
Hasan Köse, üniversite yıllarında attığı ilk adımlarla dijital reklamcılığa yönelmiş. Google reklamları ve AdWords kampanyalarıyla sektöre giriş yapan Köse, bugün; üniversite yıllarında kurduğu fikir temelleri üzerine inşa ettiği profesyonel ajansıyla sektörde öne çıkıyor.
-1987 yılında Kayseri’de doğdum. Erciyes Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun oldum.
Ajans yolculuğum aslında üniversite yıllarında başladı. 3. ve 4. sınıfta, sosyal medyanın henüz yaygın olmadığı dönemde Google reklamlarıyla ilgilenmeye başladım. Yaz aylarında firmaların AdWords kampanyalarını yöneterek ilk deneyimlerimi kazandım. 2011’de mezun olduktan sonra yaklaşık bir buçuk yıl süren bir İstanbul serüvenim oldu. Üç ortakla başladığımız bu süreç bana önemli tecrübeler kattı. Ardından Kayseri’ye döndüğümde, firmaların dijital pazarlama ve sosyal medya tarafında ciddi eksikleri olduğunu fark ettim. Bu da ajans fikrini hayata geçirmem için dönüm noktası oldu. Böylece üniversite yıllarında temellerini attığım fikir, 2011’den sonra Kayseri’de profesyonel bir ajans kimliğiyle devam etti.
İstanbul’da kazandığı deneyimle dijital reklamcılığın inceliklerini öğrenen Hasan Köse, başlangıçta sadece dijital reklam hizmeti sunarken, zamanla tasarım, prodüksiyon ve kreatif işler dahil tüm reklam alanlarını kapsayacak şekilde büyüdü ve Kayseri’de sürdürülebilir bir başarıya ulaştı.
-İstanbul’daki tecrübem, Anadolu’daki firmaların pazarlama bakış açısının daha geleneksel olduğunu gösterdi. Yenilikler önce Avrupa’da, sonra İstanbul’a, en son da Anadolu’ya geliyordu. Biz de İstanbul’da geçirdiğimiz 1,5 yılda interaktif reklamlar, internet reklamcılığı ve sosyal medya konusunda ciddi deneyim kazandık. Kayseri’ye döndüğümüzde firmaların dijital mecraları henüz keşfetmediğini fark ettik. Bu nedenle Google reklamlarını yönettiğimiz firmalara, sosyal medyanın ve dijital reklamcılığın önemini anlattık. Onlar interaktif alanları keşfettikçe, tasarım, prodüksiyon ve kreatif işler gibi diğer hizmetleri de bizden talep etmeye başladılar. Böylece sadece internet reklamlarıyla başlayan ajans yolculuğumuz, zamanla tüm reklam hizmetlerini sunan bir yapıya dönüştü. İnsan gücüne ve bilgiye yatırım yaparak, ekibimizi güçlendirdik ve Kayseri’de sürdürülebilir bir büyüme yakaladık.
Üniversite hayalinden Kayseri’nin seçkin ajansına yolculuk
Henüz üniversite yıllarında internet reklamcılığı üzerine çalışmalar yapılırken, “büyük firmalara hizmet veren, 360 derece reklam çözümleri sunan bir ajans” hayaliyle yola çıktı. İsminin “Ad” kısmı dijital reklamcılıktan, “Live” kısmı ise ajansın dinamik yapısından esinlenerek doğan Adlive, bugün Kayseri’nin önde gelen ajanslarından biri olarak sektördeki yerini sağlamlaştırdı.
-Adlive isminin çıkış hikâyesi aslında üniversite yıllarımıza dayanıyor. Henüz resmi bir şirketimiz yokken, internet reklamcılığı üzerine çalışıyorduk. O dönemde, tıpkı bugün de olduğu gibi, AdWords, AdSense gibi internet reklamcılığı terimleri sıklıkla kullanılıyordu. Biz de bir gün hayal kurduk: “Keşke ileride bünyesinde büyük firmaların hizmet aldığı, geniş bir ekibi olan, 360 derece hizmet sunabilen bir ajansımız olsa.” Bu hayalden yola çıkarak, “ad” kısmını internet reklamcılığı terimlerinden, “live” kısmını ise ajansın yaşayan, dinamik ve her alanda hizmet sunan yapısını vurgulamak için ekledik. Böylece “Adlive” ismi doğdu. Bugün geldiğimiz noktada, ajans fikrine ilk başladığımız dönemlerdeki heyecanımızı hâlâ koruyoruz. Fakat o günlerde sadece internet reklamları yapan küçük bir ekipken, bugün Kayseri’nin seçkin ajanslarından birine dönüşmüş olmanın gururunu yaşıyoruz.
“Fikrin coğrafyası olmaz”
Adlive, yola çıkarken hissettikleri heyecanı bugün de koruyor. Kurucular, Kayseri’de firmalara reklamın önemini anlatırken interaktif ve dijital alanlarda eksik kalan noktaları fark etmiş, o yıllarda bu boşluğu doldurarak firmalara katma değer sağlamış ve kendilerini sektörde birkaç adım öne taşımış. “Fikrin coğrafyası olmaz” anlayışıyla çalışmalarını sürdüren Adlive, bugün Kayseri’nin öncü ajanslarından biri haline geldi…
-Bu işi yapmaktan kesinlikle çok mutluyum. Beni en çok motive eden şeylerden biri, yola çıkarken hissettiğim heyecanı bugün hâlâ aynı şekilde yaşamam. O dönem Kayseri’de reklama ve reklamın önemine dair bir şeyler anlatmaya çalışıyordum. Anadolu’da bir şeyi anlatmak kolay değildir; Kayseri’de ise şartlar biraz daha çetindir. Bu, sadece bizim sektörümüz için değil, tüm sektörler için geçerlidir. Firmalara reklamın önemini anlatırken, yaptığımız işin katma değerini göstermek için raporlamalar yapıyordum. Hep şunu söylerim: “Fikrin coğrafyası olmaz.” Eskiden sektörde ciddi bir İstanbul hayranlığı vardı, ama bugün bu sözü Kayseri’deki firmalara da inandırabilmenin mutluluğunu yaşıyorum. Ekibin, insan gücünün ve beyinlerin geri kalmadığını görmek ayrıca gurur verici.
Firmalarla çalışmaya başladığımızda, daha önce hiç reklam vermemiş birçok firmayı ikna ettik. İlk başta Google ve sosyal medya reklamlarını anlattık, sonrasında ise farklı mecralara da yöneldiler. Geri dönüşüm sorusuna ise iki bölümde cevap veririm: 2011-2012’den 2017’ye kadar, insanların çok yönelmediği alanlara katma değer sunduk. O dönemde birçok büyük firma geleneksel reklam metotlarını kullanırken interaktif reklamcılığı ihmal ediyordu. Biz ise tam da bu ihmal edilen alanlardan katma değer sağladık. Bu yaklaşım, bizi birkaç adım öne taşıyan en büyük etken oldu. Daha sonra ise kendimizi firmanın bir çalışanı gibi konumlandırarak sadece reklam yönetimi yapmakla kalmadık, yeni fikir ve projeler ürettik. Hazırladığımız projeler ulusal ödüller kazandı ve Anadolu’dan çıkan bir ajansın İstanbul’da finale kalması markaların bize güvenini artırdı. Bu yaklaşım, reklama ve sektöre bakış açımızı ortaya koydu.
Fikir ve strateji ajansları ayakta tutuyor
Eskiden “Neden bir ajansla çalışmalı?” sorusuna sıkça örnekler verilirken, günümüzde firmalar cevapları kendi deneyimleriyle görebiliyor. Pandemi sonrası metaverse ve yapay zekâ gündeme gelse de öz değişmiyor: Yatırım yapılan fikir ve strateji, ajansları ileri taşıyor.
-Eskiden “Neden bir ajansla çalışmalı?” veya “Büyük markalar neden birden fazla ajansla iş birliği yapıyor?” soruları sıkça örneklerle anlatılırdı. Günümüzde ise bilgiye erişim hızlı ve etkileşimler arttığı için firmalar bu cevapları kendi deneyimleriyle görebiliyor. Bunu somut bir örnekle anlatayım: Kayseri’de çok bilinen, sıra beklenen bir restoran markasıyla çalışıyorduk. Reklam ve iletişim konusunda hep sınırlı adımlar atıyorlardı. Bir gün rakip birkaç marka Kayseri’ye girdi ve firma bizi arayarak “Görüşmemiz lazım” dedi. Sebep açıktı: Tüketici ilgisi rakiplere kaymıştı. Bu, yıllardır anlattığımız şeyin somut örneğiydi; eğer kurumsallığınızı güçlendirmez, tüketiciyle bağınızı sağlamlaştırmaz ve reklamın önemine yatırım yapmazsanız, başka bir marka gelip ilgiyi üzerine çeker. Ders çıkaran markalar yollarına devam etti, bazıları ise kaybetti. Özetle, ayakta kalanlar fikri ve stratejiyi işin merkezine koyabilen ajanslar olacak. Pandemi sonrası biz de her toplantıda bu vizyonu taşıdık; metaverse ve yapay zekâ gündeme geldiğinde “Buna neler ekleyebiliriz?” diye sorduk. Gelişmeler iş yapış şekillerini değiştirebilir ama özü değişmeyecek: Fikir ve stratejiye yatırım yapan ajanslar varlığını sürdürecek.
“Bence böyle anlar çok kıymetli”
Ajansın ilk yılları Hasan Köse için tam bir sınav olmuş. İstanbul’da home office çalışırken, bir akşam eve dönmek için yalnızca bir lira eksik parayla Taksim’de yol aramak zorunda kalmışlar. Köse, bu anısını paylaşırken emeğin değerini, sabrı ve pes etmeme gücünü öğreten unutulmaz bir ders olduğunu söylüyor.
-İlk birkaç yıl gerçekten zorluklarla ve unutulmaz anılarla dolu geçiyor. Benim de unutamadığım bir anım var. Üniversite sonrası İstanbul’da ajans kurduk ama kimse bizi beklemiyordu. İlk etapta home office çalıştık; sonra Beyoğlu’ndaki bir kahve şubesini ofis gibi kullanmaya başladık. Bir gün akşam eve dönerken fark ettik ki dönüş biletimizi alacak paramız yoktu; iki kişi ve sadece bir lira eksikti. Taksim Meydanı’na yürürken yerde bir lira bulabilir miyim diye baktım. O an, hayatta bir liraya ne kadar ihtiyaç duyabileceğini iliklerime kadar hissettim. Üniversite mezunu, genç girişimci olarak cebimizde paramız olmaması bana büyük bir ders verdi. Bence böyle anlar çok kıymetli; insanın emeğin değerini, pes etmeme gücünü ve sabrı öğrenmesini sağlıyor.
Hasan Köse, başarılı bir ajansın değişen şartlara hızla uyum sağlarken özünden ödün vermeyeceğini; sabrın ve emeğin, kısa sürede sonuç beklememenin, insan ve fikre yatırım yapmanın hâlâ en değerli adımlar olduğunu vurguluyor.
-Başarılı bir ajans yönetmenin sırrı, değişen şartlara uyum sağlamak ama özden ödün vermemek. On yıl önce dikey gelişmelere kayıtsız kalanlarla kalmayanlar net ayrılıyordu; bugün ise bilgiye erişim ve teknoloji farkları azaltıyor. En önemli tavsiyem aceleci olmamak. Ben ajans işiyle ciddi kazanca ulaşmam beş yıl sürdü; o sabır ve emek dönemi olmasaydı sonraki hızlı ivmeyi yakalayamazdım. Süreçlere sabırla yaklaşmak, insanlara ve fikre yatırım yapmak hâlâ en kıymetli adım. Yapay zekâ veya metaverse ne kadar yaygınlaşırsa yayılsın, fikre önem veren ve insan gücünü güçlendiren ajanslar her zaman öne çıkacak.
Başarıyı şekillendiren 3 kural: iletişim, sabır ve disiplin…
Hasan Köse, gençlerin reklamcılık sektöründe öne çıkması için üç unsur olduğunu söylüyor. Köse için insanları ve markaları doğru anlamak, deneyimle olgunlaşmak ve her gün düzenli küçük adımlar atmak, sadece kariyerlerini değil sektörün geleceğini de ileri taşıyor.
-Gençler için bu sektörde başarılı olmanın üç temel unsuru var:
Birincisi iletişim. Sosyal medyanın gölgesinde kalsa da insanları, markaları anlamak ve doğru ifade etmek hâlâ en kritik yetenek.
İkincisi sabır. Başarı deneyim, ikna süreçleri ve hatalarla olgunlaşıyor. Ben ilk ciddi kazancımı beş yılda elde ettim; bu yüzden acele etmemek önemli.
Üçüncüsü disiplin. Her gün düzenli küçük adımlar atabilmek, yolun başındayken kısa yoldan daha fazlasını istemekten daha değerli.
Özetle, iletişim, sabır ve disiplin. Bunları benimseyen gençler hem kendi kariyerlerini hem de sektörün gelişimini ileri taşıyabilir.
Bakmadan Geçme