Psikolog Ünal: Ergenlik bir sorun değil, zihinsel yeniden yapılanma
Psikolog Ceyda Ünal, ergenlik dönemine ilişkin yaygın 'sorunlu süreç' algısının gerçeği yansıtmadığını belirterek, ergenliğin bir kriz değil, bireyin zihinsel, duygusal ve düşünsel olarak yeniden yapılandığı kritik bir gelişim evresi olduğunu vurguladı. Ergenlerde görülen duygu dalgalanmaları ve ani tepkilerin temel nedeni olduğunu belirten Ünal, bu davranışların bir kişilik sorunu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Psikolog Ceyda Ünal, toplumda çoğu zaman “zor dönem” olarak tanımlanan ergenliğin aslında bir bozulma değil, zihinsel bir yeniden yapılanma süreci olduğuna dikkat çekti. Ünal, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) perspektifinden ergenliği değerlendirerek; “Ergenlik, çoğu zaman ‘zor bir dönem’ olarak etiketlenir. Oysa Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) perspektifinden bakıldığında ergenlik, bir bozulma değil; zihnin yeniden yapılanma sürecidir. Bu dönemde ergen, sadece bedensel olarak değil, düşünsel ve duygusal olarak da bambaşka bir mimariye geçiş yapar. Beynin duygu merkezleri oldukça aktifken; mantık, planlama ve dürtü kontrolünden sorumlu bölgeler henüz olgunlaşmamıştır. Bu nedenle ergenin yaşadığı duygu dalgalanmaları, ani tepkiler ve keskin iniş çıkışlar bir ‘kişilik sorunu’ değil; gelişimsel bir gerçeğin doğal sonucudur” dedi.
“Ergen, düşünce ile gerçeği ayırt etmekte zorlanır”
BDT’ye göre bireyleri zorlayan şeyin yaşadıkları olaylardan çok, bu olaylara yükledikleri anlam olduğunu dile getiren Ünal, “BDT’ye göre insanı zorlayan şey yaşanan olaylar değil, o olaylara zihnin verdiği anlamdır. Ergenlikte tam da bu anlamlandırma sistemi değişir. Ergen, yaşadığı her deneyimi yalnızca bir olay olarak değil, kendisiyle ilgili bir mesaj olarak algılamaya başlar. Düşük bir not, yalnızca akademik bir sonuç değildir; ‘yetersizim’ düşüncesine dönüşebilir. Bir arkadaşın mesaj atmaması, basit bir iletişim kopukluğu olmaktan çıkar; ‘sevilmiyorum’ inancına bağlanabilir. Bu noktada zihinde otomatik düşünceler hızlanır, sertleşir ve çoğu zaman sorgulanmadan kabul edilir. Ergen, düşünce ile gerçeği ayırt etmekte zorlanır; çünkü hissettiği şey ona fazlasıyla gerçek gelir ve duyguları oldukça yoğundur” diye konuştu.
“Zihin okuma, felaketleştirme, ya hep ya hiç düşünme”
Ergenlik döneminde zihin okuma, felaketleştirme ve siyah-beyaz düşünme gibi bilişsel çarpıtmaların yaygın olduğunu vurgulayan Ünal, “Ergenlik döneminde yetişkinlerin ergenlere sıkça söylediği ‘abartıyorsun’ cümlesi, ergenin dünyasında beklenenden çok daha derin bir iz bırakır. Çünkü ergen için mesele olayın büyüklüğü değil; o olayın, ergenin kişiliği hakkında ne söylediğidir. BDT açısından bakıldığında, ergenin yaşadığı duygu geçersiz değildir; fakat o duyguyu besleyen düşünce çoğu zaman çarpıtılmıştır. Zihin okuma, felaketleştirme, ya hep ya hiç düşünme gibi bilişsel çarpıtmalar bu dönemde oldukça yaygındır ve fark edilmedikçe ergenin iç dünyasında güçlü bir baskı yaratır. BDT odaklı psikolojik danışmanlık, ergeni düzeltmeye ya da susturmaya çalışmaz. Onu düşünce, duygu ve davranış arasındaki ilişkiyi fark etmeye davet eder. ‘Aklından ne geçti?’, ‘Buna dair elindeki kanıt ne?’, ‘Başka nasıl düşünebilirdin?’ gibi sorularla ergenin zihnini yavaşlatır ve otomatikleşmiş iç sesi görünür hâle getirir. Bu süreçte ergen, ilk kez şunu deneyimler: Aklına gelen her düşünce gerçek değildir; hissettiği her duygu kalıcı olmak zorunda değildir; kendisi, zihninden geçenlerden çok daha büyüktür” dedi.
“Ergenlik, bireyin kendi iç sesiyle tanıştığı bir dönemdir”
Ergenliğin bireyin kendi iç sesiyle tanıştığı bir dönem olduğuna dikkat çeken Ünal, “Ergenlik, bireyin kendi iç sesiyle tanıştığı bir dönemdir. Bu ses bazen sert, bazen acımasız, bazen de fazlasıyla eleştirel olabilir. Eğer bu ses fark edilmez ve dönüştürülmezse, ergenlik geçse bile o iç diyalog yetişkinlikte de varlığını sürdürür. BDT’nin en kıymetli katkılarından biri, bu iç sesi daha gerçekçi, daha esnek ve daha şefkatli hâle getirmeye alan açmasıdır. Çünkü değişim, nasihatle değil; farkındalıkla başlar. Özetle; ergenlik, baş edilmesi gereken bir kriz değil; eşlik edilmesi gereken bir gelişim sürecidir. Bu dönemde ergenlerin en çok ihtiyaç duyduğu şey daha fazla kural, daha fazla eleştiri ya da daha fazla öğüt değil; anlaşılmak, görülmek ve zihninde olup bitenleri birlikte anlamlandırabilmektir. Ergenlik geçer, fakat bu dönemde kurulan düşünce kalıpları ve iç ses, çoğu zaman bir ömür boyu kişinin kendisiyle kurduğu ilişkinin temelini oluşturur. Bu yüzden ergenliğe bakışımız, yalnızca bugünü değil, ergenin yarın kendine nasıl davranacağını da belirler” şeklinde sözlerini noktaladı.
Bakmadan Geçme