• Haberler
  • Röportaj
  • Rakamların düzeninden çocuğun dünyasına uzanan bir yolculuk…

Rakamların düzeninden çocuğun dünyasına uzanan bir yolculuk…

Nefika Boylu, finansın hesaplı sessizliğinden çıkıp çocukların renkli dünyasında kendi sesini buldu. Ankara Üniversitesi'nde yüksek lisans yaparken şekillenen analitik bakışı, bugün okul öncesi eğitimde vizyona dönüşmüş durumda. Şimdi hem eğitimin niteliğini yükseltmek hem de geleceğe umutla bakan bir nesil yetiştirmek için çalışıyor.

-Ben Nefika Boylu. 1985 yılında Kayseri’de doğdum. Üniversite eğitimimi Karadeniz’de tamamladım. Ardından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yüksek lisans yaptım. Bu süreçte finansal yönetim ve maliyet muhasebesi alanlarında özel dersler verdim, farklı kuruluşlarda çalıştım. Rakamlarla iç içe bir iş hayatım vardı; ancak durağan masa başı işler bana yetmedi. Daha aktif, insan odaklı bir iş yapma isteğim arttı. Bu dönemde eşim, bir okul öncesi eğitim kurumu açma fikrini getirdi. Ankara’dan Kayseri’ye dönerek devralmayı düşündüğümüz kurumun idarecileri ve öğretmenleriyle görüştüm ve bu işe adım atmaya karar verdim.

Yalnızca yönetimle yetinmeyip, eğitim alanında da yer almam gerektiğini fark ettim ve Çocuk Gelişimi ve Eğitimi bölümünü bitirdim. Ardından Kırıkkale Üniversitesi’nde formasyon eğitimimi tamamlayarak kendi kurumum ve başka kurumlar için eğitim planları hazırlamaya başladım. Çünkü biliyordum ki, bu işi yapacaksam en iyisini yapmalıydım. Kayseri’de okul öncesi eğitim kurumlarını bir araya getiren bir dernek olmadığını fark ettik. İl Müdürlüğü’nde yapılan toplantının ardından derneği kurduk ve başkanlığını üstlendim. Pandemi döneminde ise Türkiye’deki diğer derneklerle bir federasyon kurarak, okul öncesi eğitimi geliştirmek ve yönetmeliklerde iyileştirmeler yapılabilir mi düşünceleriyle çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Nefika Boylu’nun motivasyonunun merkezinde çocuklar var. Hem kendi evlatları hem de kendisine emanet edilen minik kalpler. Aktif bir yaşamdan aldığı enerjiyle, eşinin desteğini arkasına alarak çıktığı bu yolculukta, eğitim onun için bir meslekten çok daha fazlası… Kısaca hayata dokunmanın en anlamlı yolu.

-Beni en çok motive eden şey, çocuklar; hem bana emanet edilen minik kalpler hem de kendi çocuklarım. Onlarla vakit geçirmek, onlardan öğrenmek ve onlara bir şeyler katabilmek, beni her zaman diri tutuyor. Bunun yanında aktif olmak, durağan bir yaşam sürmemek de çok önemli; insan aktif oldukça kendini daha güçlü hissediyor ve bir başka ruhun hayatına dokunduğunu hissettiğinde gerçek bir işe yaradığını anlıyor. Motivasyonumun kaynağı öncelikle eşim ve işim. Eşim okul öncesi eğitim kurumunu açma fikrini bana getirdi ve süreç çok güzel ilerledi. Bana her zaman saygı duyan, fikirlerime değer veren ve yanımda olan eşim ve ailem, en büyük destekçilerim. Onların güveni ve desteği, her gün daha çok motive olmamı sağlıyor.

“Başarı, emeğin ve inancın kendisidir”

Nefika Boylu için başarı, rakamlarla ölçülebilen bir hedef değil; inançla örülen bir yolculuk. Onun için önemli olan sonuç değil, o sonuca giden yoldaki emek, sabır ve adanmışlık. Çünkü Boylu’ya göre, asıl başarı sürecin ta kendisi...

-Başarı benim için rakamlarla ya da ölçülebilir göstergelerle tanımlanabilecek bir kavram değil. Başarı, bir süreçtir. O sürecin içinde yer alan emek, inanç ve gayrettir. Benim için bir velinin güvenle çocuğunu bana emanet etmesi başarıdır. Bir öğretmenimin gelişimine katkı sağlayabilmek, bir çocuğun hayatına dokunup ona güzel alışkanlıklar kazandırabilmek başarıdır. Kısacası, benim için önemli olan sonuç değil; o sonuca giden yolda gösterilen çabadır. Çünkü gerçek başarı, o sürecin içindeki emeğin ve inancın kendisidir.

“Durağan bir hayattan, rengârenk bir dünyaya adım attım” 

Nefika Boylu’nun rakamların sessizliğinden çocuk seslerinin neşesine uzanan bu yolculuğu sadece bir meslek değişimi değil, yaşam enerjisini yeniden keşfettiği ve kendini bulduğu bir dönüşüm olmuş.

-Benim için en büyük dönüm noktası, ekonomistlikten okul öncesi eğitim kurumuna geçişimdi. Çok durağan ve pasif bir hayattan, son derece aktif ve eğlenceli bir hayata adım atmak demekti bu. Her dönüm noktası bu kadar keyifli ve tatmin edici olmayabiliyor; bu yüzden kendimi gerçekten şanslı hissediyorum.

Nefika Boylu’nun eğitim anlayışında her şey sevgiyle başlıyor ve çocuklar doğayla iç içe büyüyor. Onun vizyonu, doğayla bağ kuran, teknolojiyi doğru kullanan ve dengeli gelişen nesiller yetiştirmek üzerine kurulu.

-Yaşam felsefemizi şekillendiren en önemli değerlerden biri, çocukların doğayla iç içe büyümesidir. Doğa temelli bir okul anlayışımız var ve her şeyin sevgiyle başladığını biliyoruz. Bu, bizim düsturumuz ve vizyonumuzun temelini oluşturuyor. Aynı zamanda, hızla ilerleyen teknoloji çağında çocuklarımızı bilinçli bir şekilde teknolojiyle güçlendirmeyi de önemsiyoruz. Böylece hem doğayla hem de teknolojiyi doğru kullanarak dengeli bir gelişim sağlayabiliyorlar.

“Hayatta kolay kazanılan her şey kolay kaybolur”

Nefika Boylu’nun hayat felsefesi, babasından dinlediği “Kabak ile Kavak” hikâyesiyle şekillenmiş. Hikâye, emeğin ve zamanın değerini anlatırken Nefika Boylu ise kendine bir öğüdü rehber edindi: “Hayatta kolay kazanılan her şey kolay kaybolur. Koşacağız, yorulacağız ama asla vazgeçmeyeceğiz; dinlenmeyi ise başarıdan sonra düşüneceğiz.”

-Babamın sık sık anlattığı ve çok sevdiğim bir hikâye vardır: “Kabak ile Kavak”. Hikâyeyi hep “unutma, içinde hayatın özeti var” diyerek aktarırdı. Yıllar önce kavak ağacı bir tohumken büyümüş, gelişmiş, yıllar içinde uzun ve güçlü bir ağaç hâline gelmiş. Altına ekilen kabak ise baharla birlikte hızla büyümüş ve kısa sürede meyve vermiş. Kabak, kavak ağacına dönüp sorar: “Sen bu boya ne kadar sürede geldin?” Kavak cevabı verir: “On iki yılda.” Kabak gülerek: “Ben iki ayda geldim!” der. Sonbahar geldiğinde kabak solmaya başlar ve kavak ağacına sorar: “Ne oluyor bana?” Kavak ağacı sakinlikle yanıtlar: “Sen ölüyorsun; çünkü iki ayda ulaştığın boy, benim on iki yılda ulaştığım güce eş değil.”

Babam bu hikâyeyle bize şunu anlatırdı: Hayatta kolay kazanılan her şey kolay kaybolur. Hiçbir şey emek ve zaman harcamadan kalıcı olmaz. Yeni bir bebeğe hemen konuşmayı veya yürümeyi öğretemezsiniz; her şeyin bir olgunlaşma süresi vardır. Ben de hayatım boyunca bu öğüdü rehber edindim: Koşacağız, yorulacağız ama asla vazgeçmeyeceğiz. Dinlenmeyi ise başarıdan sonra düşüneceğiz.

Nefika Boylu, kariyerinin ilk yıllarında hatalarını hep kendi eksikliği olarak görmüş, zamanla öğrendiği şey ise hatanın, öğrenme sürecinin doğal bir parçası olduğuydu.

-Kariyerimin ilk yıllarında yaptığım her hatayı, kendi eksikliğim olarak görürdüm. Kendime çok yüklenir, hata yapmaktan korkar hale gelirdim. Çünkü mükemmeliyetçi bir yapım vardı; bir işi yapıyorsam kusursuz ve mükemmel olmalıydı. Ancak zamanla bunun bana zarar verdiğini fark ettim. Hata yapmanın, öğrenme sürecinin doğal bir parçası olduğunu kabul ettim. Bu kabul, bana her şeyi daha esnek ve şeffaf görmeyi öğretti. Artık bazı hataları fırsata çevirebiliyorum ve günün sonunda hiçbir şey olmasa bile kendime diyorum ki: “Hadi yine iyisin Nefika, günü güzel bir tecrübeyle kapattın.”

“Sevdiğimiz bir işi yapmak çok önemli”

Nefika Boylu, kendi işini kurmak isteyenlere seslenerek sevmeden yapılan işin başarıya ulaşamayacağını vurguluyor. Kadınların kendi işlerini kurmalarını ve imkanları doğrultusunda en iyisini yapmalarını destekleyen Boylu, kendi emeğiyle üretmeye çalışan girişimcileri de büyük bir gurur kaynağı olarak görüyor.

-Kesinlikle herkesin seveceği işleri yapmasını isterim. Çünkü hiçbir iş, sevmeden yapılamıyor. Ben her zaman şunu söylerim: Her sabah aynı enerjiyle uyanamıyoruz. Eğer bir de sevmediğimiz bir işi yapıyorsak, o gün gerçekten zulüm gibi geçiyor. Bu nedenle, sevdiğimiz bir işi doğru tercihlerle yapmak çok önemli. O işe elimizden gelen gayreti, çabayı ve emeği koyduğumuzda doğru yolda olduğumuzu anlayabiliriz. Çünkü seçtiğimiz meslek ve iş, hayatımıza büyük ölçüde yön veren ve yaşamımızı şekillendiren unsurlardır. Bu yüzden iş seçimi, dikkatle ve özenle verilmesi gereken bir karar. Aslında her şey biraz da imkanlarla ilgili. Elindeki imkanlar doğrultusunda kadınların en iyisini yapmalarını isterim. Ancak kendi işinin kurucusu olmak bambaşka bir duygu. İmkanları olan kadın girişimciler, her zaman başımın tacıdır. Kendi emekleriyle, üretimleriyle ve imalatlarıyla bir yere gelmeye çalışan kadınlar, gerçekten büyük bir gurur kaynağıdır.

“Akıl Küpü çok daha sıcak geldi”

Nefika Boylu’nun “Akıl Küpü” fikri, çocukları sadece zekâlarıyla değil, düşünme, sorgulama ve çözüm üretme becerileriyle geliştirme arzusundan doğdu. Profesyonel bir kadro ile desteklenen bu vizyon, çocuklara en kaliteli eğitim ortamını sunmayı mümkün kılıyor.

-“Akıl Küpü” ismi aslında benim yaptığım araştırmalar sonucunda ortaya çıktı. Başta her yerde “Zekâ Küpü” ismini görüyordum; ancak “Akıl Küpü” bana hem anlam olarak hem de kulağa geliş biçimiyle çok daha sıcak geldi. Çünkü biz çocukları sadece zekâ yönünden değil, düşünme, sorgulama ve çözüm üretme becerileriyle de geliştirmek istiyoruz. Bu nedenle, çocukları gerçekten birer “akıl küpü” olarak yetiştirmek fikriyle bu isme karar verdik. Personel seçiminde profesyonel bir kadro oluşturmayı önemsiyoruz; insan kaynaklarımız bu konuda oldukça güçlü. Bu sayede çocuklarımıza en kaliteli eğitim ortamını sunabiliyoruz.

Akıl Küpü ile her deneyimde maksimum fayda 

Nefika Boylu, Akıl Küpü’nü bir eğitim kurumu olmaktan çıkarıp bir vizyon olarak görürken güvenli ortamda, spor, fen, sanat ve doğa etkinlikleriyle hem bilişsel hem motor gelişimleri desteklenen çocuklar, uzman öğretmenler eşliğinde her deneyimden maksimum faydayı alıyor.

-Akıl Küpü’nü önümüzdeki süreçte bir eğitim kurumundan çok bir vizyon olarak görmek istiyoruz. Çünkü her şeyin sevgiyle başladığını biliyoruz ve bu anlayışla çalışmalarımıza devam ediyoruz. Çocuklarımız doğayla iç içe öğreniyor; bunu deneyimliyor ve önemsiyoruz. Neden bu yaklaşımı yaygınlaştırmayalım? Geleneklerimizden ve köklerimizden kopmadan, çocuklarımızı doğayla uyumlu, kendine saygılı ve karşısındaki insanlara saygılı bireyler olarak yetiştirmek amacıyla Akıl Küpü’nü bir vizyon olarak konumlandırıyoruz. Ayrıca çocuklar, öncelikle kendilerini güvende hissettikleri ortamda mutlu olurlar. Bu nedenle önceliğimiz her zaman çocuklarımızın güvenliğini sağlamak. Kendilerini güvende ve rahat hissettiklerinde, sunduğumuz tüm aktivitelere kolayca uyum sağlayabiliyorlar. Spor aktiviteleri, fen ve doğa etkinlikleri, sanat çalışmaları gibi etkinlikler, çocukların hem bilişsel hem de motor becerilerini destekliyor. Bu süreçte profesyonel ve uzman öğretmenlerimiz, çocukların adaptasyonunu kolaylaştırıyor ve her etkinlikten maksimum fayda sağlamalarını sağlıyor.

“Okul öncesi eğitim, çocuklarımız için kıymetli bir dönem”

Nefika Boylu, okul öncesi eğitimin çocuklar için kritik bir dönem olduğunu vurguluyor. Boylu, ebeveynlere bu dönemi iyi değerlendirmelerinin önemli olduğunu hatırlatarak okul öncesi eğitimin ilkokula hazırlık süreci için çocuklara sağlam bir temel sunduğunu söylüyor. 

-Okul öncesi eğitim, çocuklarımız için gerçekten çok kıymetli bir dönem. Biliyorsunuz, beyin gelişimlerinin neredeyse yüzde 70’i bu süreçte tamamlanıyor; dolayısıyla bu dönemi iyi değerlendirmek büyük önem taşıyor. Erken tanı ve gelişim takibi açısından da kritik bir dönem olan okul öncesi eğitim, aynı zamanda ilkokula hazırlık süreci için de çok değerli. Bu nedenle, çocuklarımızı gönderecekleri okul öncesi eğitim kurumunu dikkatle araştırmalı ve onların gerçekten nitelikli bir eğitim almasını sağlamalıyız.

Nefika Boylu, dürüstlüğün ve emeğin iş dünyasında başarının anahtarı olduğunu vurguluyor. Çocuklarına da aynı öğüdü veren Boylu, ne iş yapılırsa yapılsın dürüstlükle yapılması gerektiğini söylüyor. 

-Babam her zaman derdi ki, “Yeniden dünyaya gelsem yine esnaf olmayı, kendi işimi yapmayı ve pazarlama ile uğraşmayı tercih ederdim. Ticaret gerçekten mükemmel bir şey, ama dürüst ticaret.”Ben de çocuklarıma aynı öğüdü veriyorum. Burası bir eğitim kurumu olsa da özel bir işletme; dolayısıyla dürüst bir şekilde çalışırsanız, ne iş olursa olsun başarılı olabilirsiniz. Emek verirseniz başarı gelir, çaba göstermeden hazıra konmayı asla istemem. Bu nedenle, yeni açacağımız okullar ve projeler çocuklarımızın; ama onları kendi emekleriyle bir yere gelmeye teşvik ediyorum.

 

 

Hunat TV - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme