• Haberler
  • Ekonomi
  • Türk şirketleri neden küreselleşemiyor? Finans Profesörü Boztosun yanıtladı

Türk şirketleri neden küreselleşemiyor? Finans Profesörü Boztosun yanıtladı

Türkiye'de iş dünyası uzun yıllardır iç pazarda önemli başarı hikâyeleri yazsa da küresel ölçekte aynı etkiyi yaratmakta zorlanıyor. Finans Profesörü Derviş Boztosun'a göre bu durumun nedeni sermaye eksikliği ya da fırsat yetersizliği değil, köklü bir zihniyet sorunu. Değişen dünya düzeninde artık sadece hızlı olmanın değil, güven inşa etmenin belirleyici hale geldiğini belirten Boztosun, 'Artık oyun değişti. Mesele sadece ticaret yapmak değil, güven üretmek. Bu da alışkanlıklarla değil, zihniyetle ilgili' dedi.

Türk iş dünyasının küresel ölçekte neden büyük markalar çıkaramadığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Finans Profesörü Derviş Boztosun, sorunun temelinde yapısal eksikliklerden çok zihniyet farklılığının yattığını ifade etti. Boztosun, Türkiye’de iş yapma kültürünün uzun yıllardır benzer bir çelişki içerisinde ilerlediğini belirterek; “Türk iş dünyası uzun yıllardır aynı çelişkiyi yaşıyor: cesur ama sabırsız, hızlı ama kırılgan, fırsatçı ama sistemsiz. Bu çelişki içeride başarı üretebiliyor ancak küresel sahnede aynı model duvara çarpıyor. Çünkü artık oyun değişti. Mesele sadece ticaret yapmak değil, güven üretmek. Bu da alışkanlıklarla değil, zihniyetle ilgili. Türkiye’de iş yapma refleksi genellikle fırsat odaklı ilerliyor: fırsat varsa gir, kazan ve çık. Bu model kriz dönemlerinde ayakta kalmayı sağlasa da uzun vadeli refah üretmiyor. Oysa dünya artık 10 yıl zarar etmeyi göze alan teknoloji yatırımları yapıyor, markayı sadece bir bilanço kalemi değil stratejik bir varlık olarak görüyor ve sabırla büyüyen sermayeyi ödüllendiriyor. Buna rağmen bizde hâlâ en çok sorulan soru ‘Ne kadar sürede geri döner?’ oluyor. Bu soru değişmeden sonuçların değişmesi zor görünüyor” dedi.

“Kritik kararlar hâlâ çoğu zaman ‘Patron ne derse o’ anlayışıyla alınıyor”

Birçok işletmede kararların tek merkezde toplandığını belirterek profesyonel yöneticilerin etkisinin sınırlı kaldığını ifade eden Boztosun, “Türkiye’de birçok şirketin görünmeyen gerçeği, kurumsallığın patronun sınırlarıyla belirlenmesi. Karar mekanizmaları çoğu zaman tek kişide toplanıyor, yetki devri sınırlı kalıyor ve profesyonel yöneticilerin etkisi kısıtlı oluyor. Bu yapı hızlı karar almayı sağlasa da sürdürülebilirlik açısından zayıf kalıyor. Oysa küresel sistem kurumsal hafıza, bağımsız denetim ve dağıtılmış karar mekanizmaları üzerine kurulu. Bizde ise kritik kararlar hâlâ çoğu zaman ‘Patron ne derse o’ anlayışıyla alınıyor ve bu durum büyümenin görünmeyen sınırını oluşturuyor. Şeffaflık da önemli bir başka sorun alanı. Günümüzde şeffaflık bir tercih değil, küresel pazara girişin temel şartı. Uluslararası yatırımcılar denetlenebilir finansallar, açık bilançolar ve net vergi yapıları görmek istiyor. Buna karşın Türkiye’de hâlâ ‘Her şey görünmek zorunda değil’ anlayışı devam ediyor. Oysa gerçek şu ki, yeterince şeffaf olmayan yapılara yatırımcı güven duymuyor. Kaçırılan fırsatlar çoğu zaman görünmese de temelinde güvensizlik yatıyor” diye konuştu. 

“Telefonla iş çözmek, hatırla ilerlemek…”

Türk iş kültürünün büyük ölçüde ilişkiler üzerine kurulu olduğunu ifade eden Boztosun, “Türk iş kültürü büyük ölçüde ilişkiler üzerine kurulu. Telefonla iş çözmek, hatırla ilerlemek ve kişisel güven üzerinden bağ kurmak iç pazarda avantaj sağlasa da uluslararası alanda risk oluşturuyor. Küresel dünyada güven, sözle değil sözleşmeyle, niyetle değil sistemle ilişkiyle değil hukukla kuruluyor. Bu nedenle ‘Sen merak etme’ yaklaşımı uluslararası iş ortamında karşılık bulmuyor. Türkiye ekonomisinin uzun süre borçla büyümesi de önemli bir gerçek. Bu çoğu zaman bir tercih değil zorunluluktu ancak bu modelin de sınırları var. Faizlerin yükselmesi, kur dalgalanmaları ve talep düşüşü gibi durumlarda nakit akışı sıkışıyor, borç çevrimi zorlaşıyor ve şirketler küçülmek zorunda kalıyor. Oysa dünya artık öz sermayeyi güçlendirmeye, borç oranını disipline etmeye ve riski yaymaya odaklanıyor. Türkiye’de ise büyümenin anahtarı hâlâ çoğu zaman kredi olarak görülüyor. Bu durum aslında sürdürülebilir büyümeden çok ertelenmiş bir kırılganlığa işaret ediyor” dedi. 

“Türkiye bugün bir eşikte bulunuyor”

Türkiye’nin kritik bir eşikte olduğunu belirten Boztosun, “Sonuç olarak sorun yetenek eksikliği değil, zihniyet meselesi. Türk iş insanı cesur, hızlı ve fırsatları iyi değerlendiren bir yapıya sahip. Ancak küresel sistem bu özellikleri tek başına yeterli görmüyor. Artık kurallarla çalışmak, şeffaf olmak, yetkiyi paylaşmak, uzun vadeli düşünmek ve marka ile teknolojiye yatırım yapmak gerekiyor. Çünkü dünya artık sadece ürünü değil, kurumsal güveni satın alıyor. Türkiye bugün bir eşikte bulunuyor. Bu eşik büyüme eşiğinden çok kalıcılık eşiği. Artık asıl soru ne kadar hızlı büyüneceği değil ne kadar uzun süre ayakta kalınacağı. Bunun cevabı ise cesarette değil, zihniyet dönüşümünde yatıyor” şeklinde sözlerini noktaladı. 

 

Hunat TV - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!
Özel Haber

Bakmadan Geçme