Vekil Cıngı: Türkiye AB'ye girmeli

AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliği konusunda değerlendirmelerde bulunarak, Türkiye'nin AB'ye girmesi gerektiğini düşündüğünü ifade etti. Cıngı, Avrupa Birliği'nin vize serbestisi ya da Türk vatandaşlarına serbest dolaşım hakkı tanıması durumunda tam üyeliğin zorunlu olmaktan çıkacağının da altını çizdi.

AK Parti Kayseri Milletvekilleri Bayar Özsoy ve Murat Cahid Cıngı, Hunat TV’de yayınlanan Ankara Masası programında Hunat TV Genel Yayın Yönetmeni Kürşat Açıkgöz’ün sorularını yanıtladı. AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliği konusunda değerlendirmelerde bulunarak, Türkiye’nin mevcut şartlar altında güçlü bir konumda olduğunu vurguladı. Türkiye’nin AB’ye girmesi gerektiğini düşündüğünü ifade eden Cıngı, “Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girip girmemesi konusunda sorarsanız, bence girmeli. Ancak tabii ki ‘alırlar mı, almazlar mı’ kısmı ayrı bir tartışma bu süreci zaten yıllardır yaşıyoruz. Bugün gelmiş olduğumuz noktada şunu da açıkça söylemek gerekir eğer Avrupa Birliği, vize serbestisi ya da Türk vatandaşlarına serbest giriş hakkı tanımlasa, inanın Avrupa Birliği’ne girmeye çok da ihtiyaç kalmaz. Çünkü mallarımız zaten serbest dolaşıyor. 1 Ocak 1996’dan bu yana Gümrük Birliği var; 3/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı ile Gümrük Birliği tesis edildi ve ürünlerimiz gümrük vergisinden muaf şekilde rahatça girip çıkabiliyor. Para akışı da büyük ölçüde serbest. Avrupa Birliği dediğimiz yapı malların, finansmanın, hizmetlerin ve insanların serbest dolaşımını ifade eden ülkeler arası bir birliktir. Biz bu alanların birçoğunda, pek çok sektörde bu serbestliği zaten fiilen sağlamış durumdayız. Tek ciddi sorun, insanlarımızın dolaşımı. Yani Türk vatandaşlarına serbest giriş hakkı verilse, Türkiye Cumhuriyeti pasaportuyla istediğimiz ülkeye biletimizi alıp gidebilsek, açıkçası Avrupa Birliği’ne üye olmaya gerek kalmaz. Çünkü Avrupa Birliği’nin sunduğu avantajlar olduğu gibi, beraberinde getirdiği ciddi yaptırımlar ve bağlayıcı kararlar da var. O ‘supranasyonel’ dediğimiz, devletler üstü yapı birçok konuda bağlayıcı kararlar alabiliyor ve siz bunlara uymak zorunda kalıyorsunuz. Dolayısıyla bu tür bir bağlayıcılığın altına girmek yerine, serbest girişin tanımlandığı ve kolaylaştırıldığı bir yapı sağlandığında, Avrupa Birliği’ne olan ihtiyaç da büyük ölçüde ortadan kalkar. Ancak somut bir örnek vermek gerekirse geçtiğimiz günlerde Avrupa Birliği kapsamında 150 milyar euroluk bir savunma sanayi ihalesi yapıldı. Bilindiği gibi Avrupa Birliği şu anda toplamda 800 milyar euroluk bir savunma sanayi yatırımı planlıyor. Bunun ilk aşamasında 150 milyar euroluk ihale gerçekleştirildi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ait firmalar ise bu ihalelere giremiyor. Oysa ülkemizin savunma sanayii, uzay çalışmaları ve havacılık alanında son yıllarda geldiği nokta ortada. Biz bu ihalelere girip rahatlıkla alabilecekken, Avrupa Birliği ‘AB malı’ şartı koyuyor ve bu ekonomik avantajlardan mahrum kalıyoruz. Örneğin Polonya, 46 milyar euroluk bir ihaleyi aldı; fakat o işi de gelip Türkiye’deki bazı firmalara yaptırıyor. Peki, neden bu kârı bizim sanayicimiz, bizim işletmecimiz doğrudan elde etmesin? İşte bu tür avantajlardan faydalanmak adına Avrupa Birliği’ne girmenin faydalı olabileceğini düşünüyorum. Öte yandan, Türkiye’nin bugün gelmiş olduğu seviyede artık Avrupa’ya gittiğimizde; Almanya’da, Fransa’da, İngiltere’de gezerken Kayseri tabiriyle ağzımızı açıp hayret edecek bir durum kalmadı, hamdolsun. Orada ne varsa, Türkiye’de de üç aşağı beş yukarı var. Ülkemizin geldiği seviye Avrupa’nın gerisinde değil.

“Ve biz Türkler artık göğsümüzü gere gere ‘Biz Türk’üz’ diyebiliyoruz”

Türk vatandaşlarının artık yurt dışında kimliğini gururla ifade edebildiğini söyleyen Cıngı, son yıllarda izlenen aktif dış politika sayesinde Türkiye’nin uluslararası alanda güçlü bir konuma yükseldiğini belirterek; “Ve biz Türkler artık göğsümüzü gere gere ‘Biz Türk’üz’ diyebiliyoruz. Gittiğimiz her yerde kimliğimizi açıkça ortaya koyabiliyoruz. Eskiden böyle değildi. Ben 55 yaşındayım; yaklaşık 25-30 yıldır yurt dışıyla ticari, siyasi ve ekonomik ilişkiler içindeyim. 2000’li yılların başında mesela İtalya’ya gittiğinizde ‘Nereden geldiniz?’ diye sorarlardı. ‘Türkiye’den’ dediğinizde, Türkiye’nin nerede olduğunu bilmez gibi bakarlardı. İstanbul dediğinizde bile zor anlardınız. Bu durum insanın gerçekten zoruna giderdi. Ama bugün, Sayın Cumhurbaşkanımızın yürüttüğü aktif ve 360 derece dış politika sayesinde Türkiye dünyada en fazla diplomatik temsilciliğe sahip üçüncü ülke konumuna geldi. Düşünebiliyor musunuz; yaklaşık 200 Birleşmiş Milletler üyesi ülke arasında Çin, Amerika ve Türkiye. Adını sanını bilmediğimiz coğrafyalarda bile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temsilcisi var. Bütün bu unsurlar ve bölgemizde izlenen aktif dış politika, Türk yatırımcısının ve Türk müteşebbisinin dünyanın dört bir yanında; havaalanlarından barajlara, otoyollardan altyapı projelerine kadar gerçekleştirdiği çalışmalar, ülkemizin ve milletimizin itibarını daha üst seviyelere taşıdı. Kimliğimizin güçlenmesine çok büyük katkı sağladı. Allah emeği geçen herkesten razı olsun” dedi. 

 

Hunat TV - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme