Bugün okullar açıldı. Bayraklarla donatıldı ilim yuvaları. Gözlerimiz şenlendi. Gönüllerimiz bayram oldu. Fevkalade bir başlangıç yapıldı. Emeği olan herkese canı gönülden teşekkür ederiz.
Başbuğ Alparslan Türkeş Beyefendi'nin tabiriyle, çocuklarımız ve gençlerimiz birer Türk bayrağıdır. Hem öğretmenler hem anne babalarımız bu gerçeği unutmamalıdır. Peki ne demek bu söz? Aslında açıklamak için kitaplar yazılsa yeridir. Lakin birkaç cümle ile de olsa değinmeye çalışalım. Yani öyle muhteşem bir tanım aslında. Bayrak bizim gururumuz, çocuklarımız da öyle. Bayrak bizim namusumuz, evlatlarımız da öyle. Bayrak bizim geleceğimiz, neslimiz de öyle. Öyle bir Ay Yıldız 'a sahibiz ki; vallahi de billahi de eşi benzeri yok cihanda. Kırmızı ve beyazın bu kadar çok yakıştığı başka bir şey yoktur sanırım.
Yıllardır peygamber ocağına yiğitlerimizi uğurluyoruz. Sevinç gözyaşları dökerek. Uğurlamak için eğlenceler düzenleyerek. Ellerine kınalar sürerek. Asırlardır şehitler gönderiyoruz şühedanın efendisi Hz. Hamza'ya. "Vatan sağ olsun." diyerek. Merasimler düzenleyerek. Tabutlarına bayrağımızı örterek. Peki ne için? Ezanın dinmemesi, bayrağın inmemesi için. Ezan namaza davet eder, bayrak saygıya. Ezan kulağa hitap eder, bayrak gözlere. Ve ikisi ayrılmaz bir bütündür bizler için. Canlar alıp canlar vermişiz ezan ve bayrak düşmesin diye.
Bunları hem unutmamamız hem de unutturmamamız gerekir. Unutmamak için hatırlamalı, unutturmamak için de anlatmalıyız. Bazen bir seyahatte, bazen de bir akşam yemeğinde. Kimi zaman bir şehitlik ziyaretinde, kimi zaman da milli ve manevi günlerimizin birinde. Zaman zaman kitap okurken, zaman zaman da gönlümüze düştüğünde…
Çocuklarımızın odasını süslemeli şanlı bayrağımız. Gönüllerimizi süslediği gibi... Ve çocuk odalarında iki harita olması lazım; Türkiye haritası ve dünya haritası. Misakımilli sınırlarımızı, komşularımızı, hayallerimizi bilsinler. Bilsinler ki; hayallerini süslesin ideallerimiz. Ve bu uğurda çok çalışsınlar. Atalarına söven değil, atalarını öven bir nesil olsunlar. Devletin ve milletin ne denli önemli olduğunu zihinlerine kazısınlar. Peki bunlar sadece iki harita ile mi olacak? Tabii ki hayır. Haritalar üzerinde sohbetler edeceğiz. Gazi, Kahraman ve Şanlı kentlerimizi anlatacağız. Hayallerimizi konuşacağız. Anlatalım ki şer odaklarının zihinlerine müdahale etmelerine izin vermeyelim. Bilsinler ki tarihimiz kendilerine yeter. Bilsinler ki utanılacak değil gurur duyulacak bir geçmişimiz var. Merhum Akif'in yazdığı gibi; tek dişi kalmış canavarları da tanısınlar. Mecbur muyuz? Tabii ki mecburuz. Ezan ve bayrak için...
Yazacak çok şey var, haklısınız. Haydi bir dua ile sonlandıralım. Amiiin demeyi unutmayalım: Nasıl olsa öleceğiz. Rabb'im şehit olmayı nasip eylesin.
Sen yoksan göklerde,
Neyleyim gökteki güneşi.
Sen varsan her yerde,
Güneşimsin, ışığımsın, kandilimsin…