Tüketirken tükeniyoruz…
Servet Kilci
Eskiden ihtiyaçlarımız vardı, şimdi ise bitmek bilmeyen isteklerimiz. Üstelik bu isteklerin çoğu bize ait bile değil. Sosyal medyada gördüğümüz bir yaşam tarzı, vitrinde parlayan bir ürün ya da herkesin sahip olduğu algısı, bizi fark etmeden tüketmeye yönlendiriyor. Oysa asıl soru “Biz mi tüketiyoruz, yoksa tüketim alışkanlıklarımız mı bizi yönetiyor?” olmalı…
Bugün geldiğimiz noktada, tüketim sadece ekonomik bir faaliyet olmaktan çıktı bir kimlik meselesine dönüştü. Ne giydiğimiz ne kullandığımız, nerede vakit geçirdiğimiz… Hepsi birer gösterge haline geldi. Özellikle gençler arasında hızla yayılan bu anlayış, sahip olmayı üretmenin önüne geçiriyor. Emek vermek yerine hızlı ulaşmak, beklemek yerine hemen sahip olmak daha cazip hale geliyor.
Ancak bu hızlı tüketim kültürünün görünmeyen bir bedeli var. Artan borçlar, tükenen doğal kaynaklar ve en önemlisi de tatminsizlik… Çünkü tüketim arttıkça doyum azalıyor. Bir ürüne sahip olmanın verdiği mutluluk artık saatlerle, hatta dakikalarla ölçülüyor. Sonrasında ise yeni bir ihtiyaç, yeni bir arayış başlıyor.
Gerçekten neye ihtiyacımız var? Daha fazla eşyaya mı, yoksa daha anlamlı bir yaşama mı?
Belki de çözüm, biraz yavaşlamakta saklıdır. Daha az ama daha bilinçli tüketmekte… Sahip olduklarımızın kıymetini bilmekte… Çünkü unutmamak gerekir ki, tüketim alışkanlıklarımız sadece cebimizi değil, geleceğimizi de şekillendiriyor.