Fatih Genç'in emeğin izinde giden ticaret hikâyesi
Kayseri'nin ticaret damarını, Anadolu'nun çalışma ahlakını ve köyden şehre uzanan emeğin izini aynı anda taşıyan Fatih Genç, hayatını 'Memurluk mu, esnaf mı, ticaret mi?' sorusu etrafında şekillendirmiş… Ticaretin içinde büyüyen Genç, risk almayı, kazanmayı ve üretmeyi seçerek kendi yolunu daha genç yaşlarda belirlemiş. Bu seçim, onun için yalnızca bir meslek tercihi değil, aynı zamanda hayatı okuma biçiminin de bir yansıması olmuş…
-Ben Fatih Genç, 1979 Sivas doğumluyum. Çocukluğum köyde geçti. İlkokulu beşinci sınıfa kadar köyde okudum ve köy hayatının tüm şartlarını yaşadım. Tarlada çalıştık, hayvanları otlattık; kısacası ailemize yardımcı olabileceğimiz her işte çalıştık. Ortaokula Kayseri’de başladım. Eniştem beni Kayseri’ye getirdi ve Kadı Burhanettin Ortaokulu’na kaydımı yaptırdı. Ardından Fevzi Çakmak Lisesi’ne devam ettim. Bu süreçte aklımda sürekli “memurluk mu, esnaflık mı, ticaret mi?” gibi sorular vardı. Çevreme bakarak ileride ne olabileceğimi, nasıl bir yol çizeceğimi düşünüyordum. Ticaretle uğraşan bir ailenin çocuğu olarak, ticaret yapmanın daha mantıklı olacağına karar verdim. Kazanabileceğimi de düşünüyordum. Bu nedenle üniversiteye gitmedim ve ticareti tercih ettim.
Fatih Genç, lise yıllarında sokakta süt satarak başlattığı ticari serüveninde genç yaşta sorumluluk almayı öğrenmiş, süreklilik ve güven üzerine kurulu bir ticaret anlayışını kazanmış… Yaşadığı İstanbul deneyimiyle birlikte ticaretin aslında şehirden bağımsız, doğru bakış açısı ve çalışmayla her yerde yapılabileceğini fark ederek bugün, emeğe dayalı ve istikrarlı bir ticaret hikayesini başlatmış…
-Şöyle bir hikâye anlatayım. Lisedeyken arkadaşlar boş zamanlarında gezer, paralarını harcarlardı. Bizim Bünyan Garajı’nda bakkalımız vardı. Köyden fazla süt geldiğinde artan sütleri el arabasına yükleyip Sivas Caddesi’nde satardık. Binalara gidip kapıları çalar, “sütçü” diyerek satış yapardık. Özellikle yağlı montofon sütü iyi satılırdı. Biz o zaman değerini tam bilmesek de müşteriler memnun kalır ve sürekli “bir daha getirin” derlerdi. Bir gün kapıyı çaldığımda öğretmenim çıktı. “Sütçü” diye girdiğim kapıda onu görünce ne yapacağımı bilemedim ama o normal bir müşteri gibi süt aldı ve “Oğlum, sürekli getir” dedi. O andan sonra o binaya tekrar gideceğim için bu işi devam ettirmek zorunda kaldım. Bu süreçte para kazandıkça ticaretin hoşuma gittiğini fark ettim ve ticarete yöneldim. 1989 yılında İstanbul’a gittim. İstanbul bana çok büyük ve efsane bir şehir gibi geldi. Ancak orada İstanbul’daki ticaretin benzeri Anadolu’da da yapılabileceğini gördüm. Anadolu insanının dezavantaj gibi görünen şartları, çalışarak avantaja çevrilebilirdi. Bu düşünceyle bugün bulunduğumuz noktaya geldik, İstanbul’da yapılanı Anadolu’da uygulamaya çalıştık ve dezavantajları avantaja çevirdik.
Bazı iş hikayeleri ailenin emeğinden doğar. Fatih Genç’in Kayseri’nin üretim geleneği içinde şekillenen hikayesi de raflarda başlayan bir işin çok daha geniş bir vizyona evrilme hikâyesi aslında. Bugün gelinen noktada1-2 kartelayla başlayan yolculuk, yüzlerce modele ve güçlü bir ürün yelpazesine uzanmış durumda.
-Ailem mobilya malzemesi işi yapıyor ve 1993’ten beri faaliyet gösteren bir aile şirketimiz var. Ben ise 2015’ten itibaren, kumaş işinin daha ileriye dönük ve kalıcı bir sektör olduğunu düşündüğüm için bu alana yöneldim. Kendime de bu işin daha uygun olduğunu düşündüm ve ailem de bana destek verdi. Liseye giderken yaz aylarında müşterilerin yanında çalışıyor, döşeme işlerinde aktif olarak yer alıyordum. Öğrenciyken bile aileme yardımcı oluyor, ürün indiriyor, taşıyor ve çek tahsilatına gidiyorduk. Kumaş işine yönelmemizin temel nedenleri, geniş bir kitleye hitap etmesi ve sektörün geçmişten bugüne var olup gelecekte de devam edecek bir alan olmasıydı. Bu yüzden bu işi tercih ettik. Başlangıçta 1-2-3 kartela ile küçük bir deneme süreciyle başladık. Zamanla işi öğrendikçe ürün yelpazemizi genişlettik. Şu an yaklaşık 20 kartelamız ve 450’ye yakın modelimiz var. Bu anlamda Kayseri’de en fazla kartela çeşitliliğine sahip firmalardan biri olduğumuzu söyleyebilirim.
“38 Kayseri, 38 kartela hedefine ulaşmayı amaçlıyoruz”
Fatih Genç’in yolculuğu, Kayseri’nin üretim kültürü içinde şekillenirken belirlediği hedeflerin yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını gösteriyor. 38 kartela hedefi, bir büyüme planından çok, istikrarla örülmüş bir iddianın ifadesi olarak karşımıza çıkıyor. Aslında Genç’in hikâyesinde başarı, yalnızca bugünün kazancı değil, yarına ve kuşaktan kuşağa aktarılacak bir miras olarak tanımlanıyor…
-Hedefim, İstanbul’daki firmaların yaptıklarını birebir uygulayarak aynı seviyeye ve aynı rakamlara ulaşmaktır. Bu doğrultuda 38 Kayseri, 38 kartela hedefine ulaşmayı amaçlıyoruz. Şu an 20 karteladayız. Asıl hedefimiz sektörde kalıcı olmak ve işi uzun vadede nesilden nesile devredilebilecek bir yapıya kavuşturmak. Yani sektöre güçlü ve sürdürülebilir bir şekilde cevap verebilmeyi amaçlıyoruz. Ben çocukluktan beri bu işin içindeyim, yani işin içinden gelen biriyim. Bundan sonraki süreçte de işin nasıl daha ileri gideceğine odaklanıyoruz. Bu işi devralacaklara tavsiyem işi büyütmeleri, daha başarılı hale getirmeleri ve hem devlete hem sektöre hem de millete faydalı bir şekilde devam ettirmeleridir.
“Hikayesi olmayanın başarısı olmaz”
Bir tabelada denk geldiği “Hikayesi olmayanın başarısı olmaz” sözü Fatih Genç’in hayatında iz bırakmış. Bu cümle, onun için bir yazıdan çok daha fazlası… Mücadele ve yokluktan doğan başarı…
-Bir gün Gemerek’e ve Sızır’a gitmiştik, misafirim vardı. Dönüşte bir köy yoluna baktım. Köyün girişinde bir işletmede kocaman bir levha vardı ve üzerinde “Hikayesi olmayanın başarısı olmaz” yazıyordu. O görüntü aklımda kaldı. Sonra düşündüm gerçekten kimler başarılı oluyor diye… Sıfırdan gelen, yokluk görmüş, şehre geldiğinde ne oturacak evi ne de gidecek işi olan insanlar… En dipten gelenlerin daha çok başarı hikâyesi yazdığını gördüm. Çünkü o insanlar mutlaka bir bedel ödüyor. Bir hikâyeleri oluyor. Zoru görüp, yokluğu yaşayıp sonra ekmeğe dört elle sarılıyorlar. Bu yüzden “Hikayesi olmayanın başarısı olmaz” sözü benim için bir şiar haline geldi.
Kayseri, sadece bir şehir olmanın ötesinde yüzyıllardır ticaretin şekillendiği, rekabetin karaktere dönüştüğü bir okul gibi… Fatih Genç’te Kayseri’nin ticaretin merkezi olmanın yanı sıra insanı yetiştiren bir şehir olduğunu söylüyor. Burada kazanılan rekabet gücü, edinilen ticari ahlak ve oluşturulan güven duygusu, şehir sınırlarını aşıp başka pazarlarda da karşılık buluyor…
-Kayseri’de esnaflık yapmak güzel bir duygu çünkü Kayseri ticaretin başkenti olarak biliniyor. Ticaretin merkezinde olmak, Kayseri dışında olduğumuzda da bize her zaman avantaj sağlıyor. Burada yaşadığımız ticari rekabet ve elde edilen ticari başarı, ticari ahlakımızı da geliştiriyor. Bu da şehir dışına, farklı yerlere gittiğimizde bizi daha başarılı kılıyor. Kayseri’den geldiğiniz zaman zaten “ticaret şehrinden geliyor” algısı oluşuyor ve insanlar sizi hemen araştırıyor. Referanslarınıza bakıyorlar. Eğer referanslarınız iyiyse, İstanbul’da da her zaman iş yapabiliyor ve ekmeğinizi kazanabiliyorsunuz.
“Kumaş isimlerimizi Kayseri’nin değerleriyle ilişkilendiriyoruz”
Kayseri’de ticaret, ince bir denge, güçlü bir iletişim ve köklü bir kültürün yansımasıdır. Bu kültürün en belirgin unsurlarından biri ise kuşkusuz pazarlık geleneği… Fatih Genç de Kayseri’nin bu kültürünün aslında bir güvenin parçası olduğunu vurguluyor. Mobilyanın başkenti Kayseri’de kumaş alanının güçlü bir şekilde konumlanmasını coğrafyanın sunduğu bir avantaj olarak değerlendiren Genç, “Erciyes” ve “Gesi” gibi isimlerle şehre duyduğu bağlılığı da ifade ediyor…
-Pazarlık kültürü Kayseri ticaretinde önemli bir yer tutuyor. Kayseri’de ticaret yapınca mutlaka pazarlık oluyor ve biz de çalıştığımız firmalarla ürünler üzerinden sürekli iletişim ve takip halindeyiz. Bu süreçte en önemli kriterlerimiz istikrarlı, yavaş ve kontrollü hareket etmek. Biz Kayseri’yi mobilyanın başkenti olarak görüyoruz ve buna inanıyoruz. Bu durum, bizim sektörümüz olan kumaşla da uyumlu olduğu için bize avantaj sağlıyor. Bir anlamda “coğrafya kaderdir” diyebiliriz. Kayseri’de mobilya sektörünün güçlü olması, bizim de kumaş alanında bu yapıdan faydalanmamızı sağlıyor. Ayrıca kumaş isimlerimizi Kayseri’nin değerleriyle ilişkilendiriyoruz. “Erciyes” ve “Gesi” gibi isimlerle hem şehre bağlılığımızı gösteriyor hem de Kayseri’nin tanıtımına katkı sağlıyoruz.
Fatih Genç’in hayatındaki en büyük rehber, anne ve babasının duaları oluyor… Duaları zor zamanlarda ayakta kalmasını sağlayan görünmez bir güç olarak gören Genç, bu manevi desteğin kendisini her zaman daha dirençli ve kararlı kıldığını ifade ediyor. Vatan ve devlet sevgisiyle şekillenen bu bakış açısı ise onun için başarıyı yalnızca kişisel bir kazanım değil, aynı zamanda memlekete fayda sağlayan bir sorumluluk haline getiriyor.
-Annem ve babam sürekli dua ederler, hayır duasını alırız. Şu an geriye dönüp baktığımızda bu kadar mücadelenin, sıkıntının ve yoğunluğun içerisinde bizi ayakta tutan en önemli şeyin dua olduğunu hep hisseder, anlatır ve söyleriz. Annem de babam da “Allah için rast getirsin oğlum” diye dua ederdi. Bizi şekillendiren en önemli etkenlerden biri de vatan ve devlet sevgimizdir. Buradan yola çıkarak Anadolu insanının da başarılı olabileceğini, ticaret yapabileceğini ve memleketine fayda sağlayarak daha iyi yerlere gelebileceğini gördüm. Bu da beni yönlendiren en önemli unsurlardan biri oldu. Çocukken hedeflediğim birçok şeyi kafama koydum ve gerçekleştirdiğime inanıyorum. Çünkü bana göre hedefi olmayan insanın başarısı da olmaz.
“Gençlere tavsiyem, mutlaka bir hedef koymalarıdır”
Fatih Genç, hedeflerin büyük ya da küçük olmasından bağımsız olarak insanın yönünü belirlediğini söylüyor. Gençlere işi en temelden öğrenmenin, sabırla ilerlemenin ve sürecin içinde yoğrulmanın önemine dikkat çekerken ticarette kalıcı olmanın yolunun istikrar, dürüstlük ve yaptığı işe inanmaktan geçtiğini hatırlatıyor…
-Buradan gençlere tavsiyem, mutlaka bir hedef koymalarıdır. Bu hedef büyük de olabilir, küçük de olabilir, önemli olan bir hedeflerinin olmasıdır. Çekirdekten gelmeden ve bir işi iyi öğrenmeden ayakta kalmak bu zamanda biraz zor. Bence gençler sevdikleri işi yapmalı, kafalarına yatan mesleği seçmeliler. Hangi mesleği kendilerine uygun görüyorlarsa o işi tercih etmelerini tavsiye ederim. Ticarette ise dikkat etmeleri gereken en önemli şeyler istikrarlı olmak, dürüst olmak ve yaptığı işe inanmak olmalıdır. Bunlar olmazsa başarı da olmaz. Çünkü para ancak bir yere kadar yeter.
Bakmadan Geçme