Kayseri'nin tüccar kadını Begüm Başmısırlı
Begüm Başmısırlı… Kayseri'de ticaretin içine doğmuş bir isim. O, 1928'den bu yana aktif olarak sürdürülen aile mirasını sırtlanmak yerine, kendi adımını kendi cesaretiyle atmış ve nitelikli üretimle kendi markasını inşa etmiş. Köklerine sadık kalan Başmısırlı, kendi kimliğini çocukluğundan beri gözlemlediği ticaret kültürü ile harmanlamış. Şimdilerde hedefi sadece üretim değil, bulunduğu bölgede güçlü bir kadın figürü olarak gençlere ilham olabilmek…
-Ben 29 Ekim 1977 Kayseri doğumluyum. İlkokuldan üniversiteye kadar eğitimim Kayseri’de geçti. İş hayatına kırklı yaşlarımda başladım. Ailem 1928’den beri ticaretle uğraşıyor. Başmısırlı ailesinin bilinen bir üyesiyim ve ailemde ticaretle uğraşan tek kadın benim. Anne tarafım da ticaretle ilgileniyordu pastırmacı Cemal Ünlü’nün torunuyum. Köklerimiz tamamen ticarete dayanıyor. Kayseri’de tekstil sektörüne, iş kıyafetlerine odaklandım ve toplu üretim yapmayı tercih ettim. Kapasitemi aşmadan, yılda sadece 3-5 firmaya üretim yapmayı tercih ettim. O dönemde Arısal firmasından kumaş tedarik eden küçük çaplı bir üreticiydim. Şirketimin adı Garmenta oldu. Soy ismimi kullanmadım çünkü güçlü aile isimlerinin gölgesinde kalmak istemedim.
Çocukluğumdan beri ticaretle uyumlu bir yapım vardı, üretmek ve bunu başkalarına göstermek bana her zaman keyif verdi. Başarı odaklı biriyim ve yaptığım işleri her zaman en iyi şekilde yapmayı hedefledim. Hayalim, İç Anadolu’da bir kadın figürü olarak örnek olmak ve genç nesillere rol model olabilmek. Ticaretle uğraşan aileler içinde büyümem, gözlem yeteneğimi geliştirdi ve bana ticaret hayatında önemli tecrübeler kazandırdı.
Ticaret pusulası babasının üç soruluk nasihatinde gizli
Kayseri’de ticaret çoğu zaman soyadıyla başlar, kuşaktan kuşağa aktarılır. Begüm Başmısırlı da ailesinin soyadı yerine, yönünü kendi iradesiyle tayin ederek iş dünyasına kırklı yaşlarında cesur bir adım atıyor. Ticari yolculuğunda en büyük pusulası ise babasının ona bıraktığı üç soruluk nasihat oluyor…
-Kayseri’de birçok şirket aile şirketi, yani patron şirketleridir. Bizim Başmısırlı şirketimiz de böyle bir yapıdadır. Ne yazık ki bu tür şirketlerin sürdürülebilirliği çoğu zaman zordur. Benim için en büyük tecrübe, sürdürülebilirliği başarmaktır. Her zaman hayalim, kendi şirketimi kurmak ve işimi kendi istediğim yönde yönetmekti. Çünkü kendi ticaretimde aileye bağımlı olmayı istemedim. Patron şirketlerde destek talep ettiğinizde başarı sağlarsanız “Benim sayemde gücümü kullandın” denir, başarısız olursanız da sizi sorumlu gösterebilirler. Bu yüzden hem dedemden hem babamdan öğrendiğim ticari prensiplere bağlı kaldım. Hayallerinizi gerçekleştirebilmek için özgüven çok önemlidir.
Ticaret hayatına kırklı yaşlarımda başladım ve şirketimiz COVID döneminde büyüdü. Babam Ali Başmısırlı’ya, ticaretimi büyütmek ve Türkiye’ye açılmak istediğimi söylediğimde bana “Öncelikle yorulmanı istemiyorum, ama bu yola gireceksen, sana üç şey söyleyeceğim. Bu üçünü yaparsan, yolun açık olsun kızım. İşçinin ve emekçinin alın terini yere düşürmeden maaşını verebilecek misin? Devlete olan borcunu vaktinde ödeyebilecek misin? Borcunu her zaman zamanında ödeyebilir misin? Bunları başarabilirsen, yaptığın işin ve emeğinin karşılığını fazlasıyla alırsın” dedi. Bu öğüt, benim için büyük bir rehber oldu. Kurulduğumuzdan bu yana, bu ilkelerden şaşmadan şirketimizi yönetiyoruz ve ekip olarak bu konularda son derece hassasız.
Başmısırlı soyadı bugün ticarette yalnızca bir kimlik değil, aynı zamanda bir güven duygusu da taşıyor. Yıllardır itibarıyla anılan bu soyadı, Begüm Başmısırlı’nın ticaretindeki sağlam duruşu ve başarısıyla bu mirası devam ediyor. Onun ticaret anlayışında kazanç kadar vicdan, büyüme kadar dua var. Onun için yola çıkmadan edilen bir dua, alın terine gösterilen saygı ve etik sınırları aşmamak net bir duruş…
-Biz Türkiye’nin her yerine ticaret yapıyoruz. Her şehirde ailemin mutlaka bir ticareti olmuştur. Başmısırlı soyadı geçtiğinde aile büyüklerim sayesinde karşıma çıkan en önemli unsur güvendir. Bu anlayışı ticaretimde uyguluyorum ve gelecek nesillere aktarmaya devam edeceğim. Biz inançlı bir aileyiz. Zaman zaman sıkıntı yaşadığımda anneme ve babama danışırım. Yoğun çalışma hayatıma rağmen onları ziyaret ettiğimde, annemin duasını almak benim için önemlidir. Babam da bana sık sık “Ayetel Kürsi’yi okumadan arabanın kontağını açma, duayla başla. Allah her zaman yanınızda olur” öğüdünü verir. Bu değerleri hem uyguluyor hem de diğer nesillere aktarıyoruz çünkü ticaret ve değerler aktarımla geçer.
İnsanların ahlakı, sosyal yaşamına, aile yaşamına ve ticaretine yansır. Ticarette önceliğim her zaman ilke ve etik kurallardır. Elbette ticaret kazanç içindir, ama bizim için başarı odaklı olmak ve doğru şekilde kazanç sağlamak önceliklidir. İnsanlar “Begüm Başmısırlı” dediğinde genellikle “Başarı odaklı bir kadın” der. Ticarette “Her şey mübah” anlayışına kesinlikle karşıyım. Ahlak her şeyin başıdır çünkü ahlakın çöküşü, toplumun temelini sarsar.
“Begüm Hanım, tüccar kadın”
Anadolu’nun göbeğinde ticaretin hafızasını tutan kadim şehir Kayseri’de Begüm Başmısırlı kendisine yakıştırılan “tüccar kadın” sıfatını gururla taşıyor. Çünkü bu ifade, yalnızca iş yapan bir kadını değil, şehrin ruhunu özümsemiş bir temsilciyi anlatıyor.
-Kayseri’de ticaret kolay olmasa da şehir, Karum, Kaniş, Kültepe gibi merkezleriyle ticaretin başlangıç noktalarındandır. Gevher Nesibe’nin açtığı ilk ruh ve sinir hastalıkları hastanesi, sağlık turizminin temeli, kervansaraylar ve ipek yolu üzerindeki konumu ise şehrin ticarete yatkınlığını gösterir. Farklı şehirlerde ticaret yapıyorum ve bana verilen “Begüm Hanım, tüccar kadın” sıfatı var. Bu sıfatı çok seviyorum ve tüccar kadın olmak şehrin kültürünü özümsemiş biri olduğumu gösteriyor. Kayseri sanayisi gelişmiş olsa da yüksek katma değerli üretimde sınırlı kalıyoruz. Bazı sanayiciler “Kayseri’yi biz geçtik” dese de ben, şehrimizin Türkiye’de markalaşmada hızlı ilerlediğini vurguluyorum.
Ticarette büyüme doğru finans kullanımına bağlıdır ancak ekip çalışması, mentorluk ve şirketi geliştirmek de önemlidir. Kazancın şahsa değil, şirkete ve sürdürülebilirliğe ait olduğunu düşünüyorum. Kayseri’de patron şirketlerin fazlalığı bazen bu anlayışı zayıflatıyor. Eğitim, kültür ve uyumu sağlayabilen şirketler ise üçüncü nesile kadar sürdürülebilir olabiliyor.
“Mış” gibi davranılmasından çok rahatsız oluyorum…
İş dünyasında bazen en zor mücadele görünür olmak değil, gerçekten görülmektir. Kadınlar bu düzende kimi zaman alkışlanır kimi zaman en öne çıkarılır ama karar verme aşamasında genelde “mış” gibi düzeni vardır. İşte tam da bu noktada Begüm Başmısırlı, “mış” gibi yaklaşımlara güçlü bir duruşla karşılık veriyor.
-Ben “mış” gibi davranılmasından çok rahatsız oluyorum. Bazı sanayiciler ve siyasetçiler, kadınları sadece “mış” gibi görür. STK’larda ve platformlarda önde gösterirler ama masaya oturup birlikte iş yapmak istediğinizde, aynı tavrı göstermezler. Ben bunu sesimi yükseltmeden, yaptığım işle gösteriyorum. Türkiye’nin birçok ilinde, devlet ve özel sektörde birçok firmayla bir kadın olarak çalışıyor ve kazancımı tekrar ticarete yatırıyorum. Duruşum, iş bilincim, iş ahlakım ve güvenliğe verdiğim önem sanayicilerin dikkatini çekiyor. Kadınların birbirine destek olması, kenetlenmesi ise “mış” gibi davranışlara en iyi cevaptır.
Bir anekdot paylaşayım. Kayseri’nin tanınan iş insanlarının toplantısına katıldım. Yaklaşık 15 iş insanı bir aradaydı. Ben espri yaptım, güncel konuları konuştuk ve toplantı sonunda “Ben de sizler gibi insanım, ticaretle uğraşıyorum, iş insanıyım, siyasetle ilgilenmiş biriyim, kayınvalideyim, anneanneyim ve Umre’ye gittim. Herhalde imanın şartları gibi yerine getirdim” dedim. Herkes gülünce toplantı sahibi, “İnanılmaz hazır cevapsınız Begüm Hanım” dedi. Ticaret, kıvrak zekayı gerektirir ve erkek egemen bir ortamda hazır cevabı rahat söyleyebilen bir kadın nadirdir. Bu benim için unutulmaz bir anı oldu.
“Kendim için beş temel kural belirledim”
Begüm Başmısırlı’nın dünyasında her şey bir hayalle başlıyor ama o hayal ayağı yere basmıyorsa bir anlam taşımıyor. O, önce insanın kendini tanıması, sınırlarını ve gücünü bilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Hayalinin dışında ise hayatını beş temel başlık altında topluyor. Var olmak, hedef koymak, kırmızı çizgiler, ait olmak ve hayatı gerektiği yerde hafife alabilmek…
-Hayal kurmak çok önemlidir. Hayaller, doğru bir şekilde peşinden gidildiğinde başarıyı getirir. Ben hayal etmeyi severim ve hayallerimin arkasından koşarım, ancak bu hayaller uçuk veya ütopya olmamalıdır. Öncelikle kendinizi tanımak, yeteneklerinizi bilmek ve ne iş yapabileceğinizi görmek gerekir. Bunları birleştirdiğinizde, hayallerinizi başarıyla gerçekleştirebilirsiniz. Başarı için en önemli noktalar ise hayal etmek, sabırlı ve sebatlı olmak ve yaptığınız işi sevmektir. İşinizi sevdiğinizde, karşılaştığınız sorunları kolayca çözebilirsiniz. Çözüm odaklı bir insanımdır ama zaman zaman duygusal yaklaşsam da sonra sakin kalıp çözüm üretebiliyorum.
Ben hayatımda kendim için beş temel kural belirledim ve hayatımı beş parmağım gibi gördüm. Bu beş parmakta hep kendi yolumu izledim. Bunlar var olmak, hedef koymak, kırmızı çizgiler, ait olmak, hayatı hafife almak. Bu beş kural hem iş hem özel hayatımda disiplinli kalmamı ve başarıya odaklanmamı sağladı.
“Kayseri sanayisinde yeni dönem kadın sayısının artmasıyla mümkün”
Begüm Başmısırlı, Kayseri sanayisinin yıllardır üretim gücüyle anıldığını söylüyor ancak yeni bir dönemin üretimin içindeki kadın sayısının artmasıyla mümkün olacağına inanıyor. Bu değişimi kendi şirket yapısında ortaya koyan Başmısırlı, “mış” gibi yaklaşımların ötesine geçildiğinde, kadınların yalnızca vitrinde değil karar mekanizmalarında da yer aldığı bir Kayseri’nin mümkün olabileceğini vurguluyor…
-Kadınlarımızın iş hayatında daha fazla yer almasını istiyorum. Sanayide ve üretimde kadınlarımız ne kadar çok olursa, Kayseri sanayisinin bakış açısı, birlikteliği ve üretkenliği de o kadar artar. Şirketimizde çalışanların yaklaşık yüzde 70’i kadın, mağazalarda ve üretim planlarında yönetici pozisyonunda kadınlar bulunuyor ve depomuzda depo müdürü de kadın. Kadından aldığımız güçle ilerliyoruz ve aynı bilinçle Kayseri’de de hareket edersek, sanayide fark yaratacağımıza inanıyorum. “Mış gibi” yaklaşımları bir kenara bırakarak kadınların önünü açarsak, Kayseri sanayisinde çok farklı işler yapılabilir.
Begüm Başmısırlı’nın iş dünyasında en temel prensibi “yok” kelimesinin olmaması. Ona göre her sorunun bir çözümü ve alternatifi vardır. Bu yaklaşımıyla iş hayatındaki yol haritasını oluşturan Başmısırlı, aslında çevresine de vazgeçmemeyi ve çözüm odaklı olmayı öğütlüyor…
-Benim iş hayatındaki en büyük prensibim, “yok” kelimesinin hafızamda yer almamasıdır. Her şeyin bir alternatifi, her sorunun bir çözümü vardır. Yeter ki analitik zekamızı kullanabilelim. Benim için “yok” demek, vazgeçmek demektir. Çözümsüz olmak ise, problemi kabullenmemek ve varoluşu reddetmek anlamına gelir. Bu nedenle, gençlere de iş hayatımda da sık sık söylediğim şey şudur: “yok” kelimesini kabul etmiyorum ve hafızamızda olmayacak. Mutlaka çözümcü olmalı, analitik zekamızı ön plana çıkarmalı ve muhakeme gücümüzü geliştirmeliyiz. Bu yaklaşım hem hayatımızda hem de ticaretimizde önümüzü açacak en önemli unsurlardan biridir.
“Golden smile”
Begüm Başmısırlı, iş dünyasında sadece üretim ve ticaretle sınırlı kalmamış… O, aynı zamanda bir enerji, neşe ve pozitiflik alanı olarak da görülüyor. Ona göre iş, severek, gülerek ve keyif alarak yapıldığında anlam kazanırken “Begüm Başmısırlı” denildiğinde akla ilk gelen “golden smile” oluyor…
-Bir kadın olarak rol model olmak, benim en büyük isteklerimden biridir. Çünkü özellikle kız çocukları, hayatlarında hayal ettikleri rol modellerle büyürler. Ben de geçmişte rol model aldığım kadın figürleri oldu. Üretici olmak, üretim sürecinde yer almak ve aynı zamanda kadın enerjisi, neşe ve keyfi yansıtabilmek çok önemlidir. Ticarette zorluklar her zaman vardır ama pozitif enerji ve keyfi göstermek, işin enerjisini yükseltir. Yüksek enerji ve pozitiflik, evrene verilen bir mesajdır. Bunu yansıtabilmek bana büyük mutluluk verir. Şehrimde ve ülkenin farklı bölgelerinde, bu enerjiyi göstermek bana keyif verir. İnsanların “Begüm Hanım” dediğinde “golden smile” demesi beni çok mutlu ediyor. Ticarette enerjiyi kullanmak ve işten keyif aldığınızı göstermek eşsiz bir duygudur. Genç arkadaşlarıma tekrar söylemek istiyorum. Lütfen ama lütfen işinizi severek, gülerek ve keyif alarak yapın.
Bakmadan Geçme