Türkiye Kamu-Sen'den refah payı ve ek zam çağrısı: Artık zorunluluk haline geldi
Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, kamu çalışanlarının alım gücü, refah payı ve ek zam taleplerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Memur ve emeklilerin gelirlerinin artan yaşam maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını belirten Kahveci, 'Ek zam ve refah payı memurun alım gücünü korumak için artık zorunluluk haline gelmiştir' dedi.
Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Hunat TV’de yayınlanan Ankara Masası programında Genel Yayın Yönetmeni Kürşat Açıkgöz’ün sorularını yanıtladı. Kahveci, kamu çalışanlarının ekonomik koşullarına, ücret politikalarına ve refah payı taleplerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Kamu çalışanlarının en acil sorunları arasında düşük alım gücünün öne çıktığını belirten Kahveci, “Türkiye’de yaklaşık 4 milyon kamu görevlisi, 2,5 milyon da emekli bulunuyor. Yaklaşık 1 milyon 200 bin öğretmen, 900 bine yakın sağlık personeli var. Belediyelerde, karayollarında, demiryollarında, tarım ve orman teşkilatında, diyanette görev yapan herkes birer kamu görevlisi. Bu insanlar, 86 milyon vatandaşımıza kesintisiz hizmet sunmak için büyük bir özveriyle çalışıyor. Peki karşılığında hak ettikleri ücreti alabiliyorlar mı? Maalesef alamıyorlar” dedi.
“Memur ve emeklinin alım gücünü ciddi şekilde düştü”
Son dönemde artan enflasyon, kira ve gıda fiyatlarındaki yükselişin memur ve emeklilerin alım gücünü ciddi şekilde düşürdüğünü vurgulayan Kahveci, “Son dönemde yaşanan ekonomik gelişmeleri düşündüğümüzde yüksek enflasyon, fiyat istikrarının sağlanamaması, kira ve gıda başta olmak üzere temel ihtiyaçlardaki hızlı artış, memurların ve emeklilerin alım gücünü ciddi şekilde düşürdü. Bugün itibarıyla katıldığım KPDK toplantısında Sayın Bakan’ın da ifade ettiği gibi, en düşük devlet memuru maaşı 61 bin lira civarında. Ancak yoksulluk sınırının 107 bin lira olduğu bir ortamda, bu maaşla geçinmek mümkün değil. Bu nedenle bizim talebimiz açık çalışanların alım gücünü artırmak için ek zam yapılmalı ve bunun üzerine refah payı eklenmelidir. Çünkü sadece enflasyon oranında yapılan artış, memuru enflasyona karşı korumuyor. Nitekim geçmişte de benzer uygulamalar yapıldı. 2022 yılında refah payı verildi, 2023 yılında ise yüzde 13,5 oranında bir refah artışı sağlandı. Bugün de aynı uygulamanın hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz ve bu konuyu görüştüğümüz tüm yetkililere ısrarla iletiyoruz. Şunu göz ardı etmemek gerekir, memura ve emekliye verilecek her ücret artışı aslında ekonomiye can suyu olur. Kayseri’de üretim yapan bir tüccarın malını biz satın almazsak, o üretimini nasıl sürdürecek? Memurun alacağı ilave ücret doğrudan bakkala, manava, markete gider. Böylece ekonominin çarkları daha güçlü dönmeye başlar. Bu nedenle bu konuda kararlıyız ve ısrarla taleplerimizi dile getirmeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Enflasyon farkı 6 ay gecikmeli olarak ödeniyor”
Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, refah payına ilişkin yaptığı değerlendirmelerde 2025 yılı ağustos ayında yapılan toplu sözleşmede yüzde 10 refah payı istediklerini bunun 6 aylık dönemler halinde uygulanmasını önerdiklerini söyledi. Memurların kayıplarının zamanında telafi edilmesi gerektiğini belirten Kahveci, “Biz refah payı konusunu daha önce de net bir şekilde ifade etmiştik. En son 2025 yılı ağustos ayında toplu sözleşme yapmıştık. O toplu sözleşmede, diğer taleplerimizin yanı sıra yüzde 10 oranında refah payı verilmesini istemiştik. Bunun da 6 aylık dilimler halinde uygulanmasını önermiştik. Biliyorsunuz, memurlar temmuz ayında enflasyon farkı alacaklar. Ancak burada ciddi bir sorun var. Enflasyon farkı 6 ay gecikmeli olarak ödeniyor. Yani memur, yaşadığı kaybı anında telafi edemiyor. Şu an itibarıyla, memurların aldığı zam oranının dışında yüzde 10,4’lük bir enflasyon oluşmuş durumda. Biz yüzde 11 zam almıştık, ancak sadece ilk 3 aylık enflasyon bile yüzde 10,4’e ulaştı. Büyük ihtimalle önümüzdeki aydan itibaren enflasyon farkı oluşmaya başlayacak. Bizim talebimiz şu enflasyon farkı oluştuğu aydan itibaren maaşlara yansıtılmalıdır. Yani çalışan, kaybını aylar sonra değil, oluştuğu anda telafi edebilmelidir. Bu çerçevede, temmuz ayında verilecek enflasyon farkının yanı sıra refah payının da mutlaka maaşlara eklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Memurun alım gücünü korumak için bu artık bir zorunluluktur” diye konuştu.
“Refah payı ve ek zam uygulamasının gündeme gelmesini bekliyoruz”
Türkiye Kamu-Sen olarak sendikal mücadelelerinin devam edeceğini söyleyen Kahveci, temmuz ayında ek zam ve refah payı düzenlemesinin hayata geçirilmesini beklediklerini de ifade ederek sözlerini şöyle noktaladı; “Ben orada da bu taleplerimizi gündeme getirdim. Sayın Bakan’la da paylaştık hem ek zam meselesini hem de refah payı konusunu ilettik. Elbette başka başlıklar da var, farklı sorunlar da gündemimizde. Kamu Personeli Danışma Kurulu bir istişare organıdır, nihai karar mercii değildir. Ancak biz, tüm taleplerimizi açık bir şekilde ortaya koyduk. Bundan sonraki süreçte Sayın Bakan’la, hükümetle ve Sayın Cumhurbaşkanı’yla bu konuların görüşülerek, inşallah temmuz ayı itibarıyla gecikmeden bir karşılık bulmasını temenni ediyoruz. Bu gerçekleşirse hem memurlarımıza müjdeli bir haber vermiş oluruz hem de alım güçlerini bir nebze artırmış oluruz. Bakın, en düşük devlet memuru maaşı 61 bin lira diyoruz bu, Çalışma Bakanı’nın ifade ettiği rakam. Ancak bugün ortalama bir ilde, hatta küçük şehirlerde bile kira 30 bin liraya ulaşmış durumda. Bu şartlarda bir memur nasıl geçinecek? Dolayısıyla ortada ciddi bir geçim sıkıntısı ve geçim kaygısı var. Bu kaygının mutlaka giderilmesi gerekiyor. Öte yandan insanların ertelemek zorunda kaldığı ihtiyaçları var. Bu ihtiyaçların karşılanabilmesi için de ilave zam yapılmalı, alım gücü yukarı çekilmelidir. Bunun yolu da refah payından geçiyor. Biz umudumuzu kaybetmiyoruz. Sendikacılar hiçbir zaman umutlarını yitirmez, mücadeleyi de bırakmaz. En azından biz, Türkiye Kamu-Sen olarak meseleye böyle bakıyoruz. İnşallah temmuz ayı itibarıyla refah payı ve ek zam uygulamasının gündeme gelmesini bekliyoruz.”
Bakmadan Geçme