Muhammed Alperen Karakaya

En büyük korkumuz evlatlarımızı değil, değerlerimizi kaybetmek

Muhammed Alperen Karakaya

İnsan hayatı boyunca birçok korkuyla yaşar. Kimi geleceğindenkorkar, kimi hastalıktan, kimi de geleceğin belirsizliğinden. Ancak anne ve babaların yüreğinde hepsinden daha ağır bir korku vardır: Evladını kaybetme korkusu.

Fakat bugün üzerinde durmamız gereken başka bir kayıp daha var. Belki de fiziksel kayıptan çok daha derin izler bırakan bir kayıp    Evlatlarımızın ahlakını, milli ve manevi değerlerini, Türk şuurunu ve tarih bilincini kaybetmesi.

Bir milleti ayakta tutan yalnızca ekonomisi, teknolojisi ya da askeri gücü değildir. Asıl güç; karakter sahibi, ahlaklı, vatanını seven ve geçmişini bilen nesiller yetiştirebilmektir. Eğer bir genç, ahlakını kaybederse; doğru ile yanlışı ayırt edemez hale gelirse, kimliğini ve köklerini unutursa, geriye yalnızca nüfus kalır; millet olma şuuru ise zayıflar.

Türklük, sadece nüfus cüzdanına yazılmış bir kimlik değildir. Türklük; tarihine sahip çıkmak, milletinin değerlerini yaşatmak, büyüğüne saygı, küçüğüne sevgi göstermek, adaletli olmak, emanete sahip çıkmak ve gerektiğinde vatanı için fedakârlık yapabilmektir. Bu anlayışı ayakta tutan ise ahlaktır.

Bugün çocuklarımız teknolojiyle büyüyor. Bilgiye ulaşmaları her zamankinden daha kolay. Ancak aynı hızla yanlış alışkanlıklar, yozlaşmış kültürler ve kimliksizleştirici akımlar da hayatlarına giriyor. İşte bu noktada en büyük görev aileye, eğitimcilere ve topluma düşüyor. Çünkü ahlak önce evde öğrenilir, okulda pekişir, toplumda yaşatılır.

Bizler evlatlarımızın sadece başarılı bireyler olmasını değil; vicdan sahibi, dürüst, çalışkan, milletini ve bayrağını seven insanlar olmasını istemeliyiz. Başarı, ahlakla birleşmediği zaman toplum için bir değer üretmez.

Geleceğimiz olan çocuklarımızı korumanın yolu yalnızca onları tehlikelerden uzak tutmak değildir. Onları köklerine bağlamak, milli ve manevi değerlerle yetiştirmek, tarihini bilen ve geleceğine güvenle bakan bireyler haline getirmektir.

Çünkü ahlakını kaybeden bir neslin, kimliğini koruması da zordur. Kimliğini kaybeden bir toplum ise geleceğini başkalarının yazmasına seyirci kalır.

Evlatlarımız bizim emanetimizdir. Onlara bırakacağımız en büyük miras; mal, mülk ya da servet değil, sağlam bir karakter, güçlü bir ahlak ve sarsılmaz bir milli şuur olmalıdır. İşte gerçek gelecek yatırımı budur.

Yazarın Diğer Yazıları