Yunus Tarla'nın emekle yoğrulan sanayi yolculuğu
Kayseri'de azmin, emeğin ve öğrenme isteğinin vücut bulmuş hâli: Yunus Tarla… Anadolu'nun kadim kültürünü hayatına yansıtan Tarla, çıraklık eğitimiyle adım attığı mesleğinde plastik sektörünü sadece geçim kaynağı olarak değil, sıkı sıkıya bağlı olduğu üretim alanı olarak görüyor. Bugün Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren dört şirketiyle hem plastik mobilya aksesuarı hem de ev mobilyası üretimi yapan Tarla, ulaştığı noktayı bireysel bir başarı olarak görmüyor. Ona göre bu yolculuk birlikte üretmenin, birlikte büyümenin ve birlikte başarmanın güçlü bir örneği…
-Yunus Tarla, 1968 yılında Kayseri-Kocasinan Yuvalı Köyü’nde doğdum. Kalabalık ve çok geniş bir ailede büyüdük. Sonra Kayseri’de, tabii ilkokul yıllarından sonra Kayseri’ye geldik. Kayseri’de çıraklık eğitim meslek olarak plastik bölümünü bitirdik. Ustalık ve usta öğreticilik belgesini aldık. Bu vesileyle ticarete başlamış olduk. Kayseri’de yaşamak için, ailemi geçindirmek için, evime ekmek götürmek için elbette bir iş benimsemem, öğrenmem gerekiyordu. Plastik sektörünü tercih ettim. Çok sevdim bu mesleği. Mesleğimi çok severek yaptım. Allah’a şükür ki şu anda geldiğimiz nokta iyi bir seviyeye geldik. 1997’de plastik sektöründe kendi yerimi kurdum. Kayseri’de ilk mobilyanın kelebek somununu biz ürettik. Yenilikçi olmayı çok seviyoruz. Teknolojiyi ülkemize getirmeyi seviyoruz. Bu noktada yaptığımız bütün teknolojik işler hep bizi başarıya taşıdı. Dört tane şirketimiz var şu anda organize sanayide. Hem mobilya aksesuarı, plastik mobilya aksesuarı üretiyoruz hem de mobilya üretiyoruz. Ev mobilyası, yemek odası, yatak odası gibi ürünler de üretiyoruz. Bu başarı sadece benim başarım veya bu hikâye sadece benim hikâyem değil. Bizim çalışanlarımız, mühendislerimiz, hepsinin başarısı. Çalışan ekip başarısı bu. Biz ekibin başındayız, şu anda işletmenin başındayız.
Yunus Tarla’nın hayatı manevi değerlerle şekillenirken onun için aile, sadece kan bağı değil, aynı zamanda yol gösteren en güçlü pusula… Hayatındaki en büyük gücün onların duası olduğunu söyleyen Tarla, anne ve baba duasını almadan elde edilen başarının kalıcı olmayacağına inananlardan…
-Annem babam, Allah rahmet eylesin, bizleri çok severdi. Biz mutlaka annenin, babanın duasını almadan hiçbir şeyin olmayacağını bilenlerdeniz. Aile yapısı olarak da büyüklerin duası bizim için çok önemli. Özellikle ben, annenin ve babanın duasını almayan insanın bir başarıya kesinlikle gidemeyeceğine inanıyorum.
Kayserilinin mertliği ticaretine bereket olarak yansır
Yunus Tarla’ya göre Kayseri’de ticaret, yalnızca bir meslek değil, sürekli düşünülen, geliştirilen ve yaşamın her alanına yayılan bir kültürdür. Bu nedenle Kayseri insanının mertliği, ticaretine de doğrudan bereket olarak yansır…
-Kayseri’de ticarette sıkça kullandığımız bir söz vardır: “Kayseri’nin suyu serttir, insanları merttir, ticareti de hep berekettir.” Biz bu sözü özellikle vurgularız. Çünkü Kayseri’de ticaret eğitimi almış ve Kayseri’de yaşamış insanlar, toplumda da görüldüğü üzere başarıya ulaşmıştır. Bu noktada Kayseri’de yetişmiş insanların başarısının en önemli sebeplerinden biri, sürekli işi düşünmeleri ve ticareti hayatlarının merkezinde tutmalarıdır.
Yunus Tarla’nın hikâyesinde hep ön planda tutulan kavram aile olmuş. Alınan her kararda, atılan her adımda arkasında hissettiği en güçlü destek… Bir de eşinin fedakarlığını ve desteğini özellikle vurgulayan Tarla, kızlarını da işin içine dahil ederek aile dayanışmasını daha da güçlendirmiş…
-Aile çok önemli, öncelikle bunu söylemek istiyorum. Biz bunu çok önemsiyoruz. “Ailemizin dediği doğru” diyerek, hep bu düşünceyle kararlar alıyoruz. Başarı yolculuğumda, özellikle işin başından bu sürece kadar, eşim çok fedakârlık yaptı ve bana çok destek oldu. Özellikle kızlarım, okul hayatlarından sonra ticarete atıldı ve bana çok destek oldular. Halen de iş yerimizdeler. Çocuklarımdan ve eşimden çok büyük destekler aldım. Bu da bizi başarıya taşıdı.
Yunus Tarla’nın Tarlasan Plastik’teki yolculuğu, bir iş hikâyesinden çok daha fazlasını anlatıyor… Kardeşiyle birlikte kurdukları Tarlasan Plastik, onun vefatıyla adeta bir emanete dönüşüyor. Bu büyük kaybın ardından sorumluluğu tek başına üstlenen Tarla, yaklaşık 28 yıldır faaliyet gösteren firmayı, cesaretle alınan kararlar ve doğru zamanda yapılan yatırımlarla büyütmeye devam ediyor…
-Şimdi biz Tarlasan Plastik’i iki kardeş kurduk. Küçük kardeşim vefat etti. Onun çocukları var şu anda. Aile büyüğü olarak ben de bu süreci devam ettiriyorum. Biz yaklaşık 28 yıldır Tarlasan olarak faaliyet gösteriyoruz. Bizi başarıya taşıyan şey, aldığımız kararlar ve cesaretle yaptığımız yatırımlar oldu. Bu yatırımlar bizi hep ileriye taşıdı. Bu sadece bizden de kaynaklanmadı, kararları alırken ekibimize güveniyorduk. Bu bir ekip başarısıdır. Şu an plastik sektöründe hep ileriye doğru, zirveye doğru gidiyoruz. Bu noktada geldiğimiz yerde kendimizi başarılı sayıyoruz, çok şükür.
“Kayseri’nin yerini anlatamam, yani yaşamak lazım”
Kayseri’de ticaret, hayatın içine yerleşmiş bir yaşam biçimi. Kayserilinin ticarette verdiği sözün altın değerinde olduğunu hatırlatan Yunus Tarla, ortaya çıkan güven kültürünün şehrin ticari başarısının en temel yapı taşlarından biri olduğunu vurguluyor. AyrıcaKayseri’nin mütevazı insan yapısına dikkat çeken Tarla’ya göre, şehrin değerini anlatmak değil, yaşamak gerekiyor…
-Kayseri’de söz her zaman için senet diye geçmez, ‘altın’ diye geçer. Sözü verdin mi, Kayseri’de bütün insanlar buna mutlaka riayet eder. Bütün insanların verdiği söz, kendi gücünden daha büyüktür. Biz buna çok dikkat ederiz. Bu bizim için, karşı tarafı da üzmemek adına, kesinlikle önemsenen bir konudur. Doğduğumuz ve büyüdüğümüz bir şehirde ticaret yapmak, bizleri hem onurlandırıyor hem de gururlandırıyor. Elbette biz bu ticareti başka ülkelerde, başka şehirlerde de yapabiliriz ama bizi mutlu eden, ecdadımızın burada olmasıdır. Biz Kayseri’yi önemsiyoruz. Kayseri’ye değer katmak için mücadele ediyoruz. Kayseri bizim şehrimiz ve çok mütevazı insanları var. Biz dünyanın birçok şehrine ve ülkesine gittik ama Kayseri’nin yerini anlatamam, yani yaşamak lazım.
Kayserili hesabını bilir, adımını ölçerek atar ve çoğu zaman bulunduğu ortamda kendini hissettirir. Ancak Yunus Tarla’ya göre bu hesaplılığın temelinde, sarsılmaz bir güven kültürü yer alır.
-Kayserili zekâsı gittiği şehirde kendini belli eder. Kayserili hep hesabını yapar; nasıl alacağını, nasıl ödeyeceğini, sohbet ederken bile düşünür. Kesinlikle bu, Kayseri’de söze güvenilmesine bağlıdır. Kayseri’de söz verilmişse, o konu zarar da etse mutlaka yerine getirilir. Biz bu anlayışa sahibiz.
Yunus Tarla’nın iş dünyasına dair en çok üzerinde durduğu konulardan biri, bakış açısının değişmesi ve dünyanın doğru okunması… Ona göre bir şehrin ya da bir işletmenin gelişimi, sadece içeride üretilenle değil, dışarıda görülenle de doğrudan bağlantılı. Kayseri’ye dışarıdan bakabilmenin önemine sık sık vurgu yapan Tarla, teknolojiyi yerinde görmenin ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmenin, insanı ve işi dönüştüren en önemli adımlardan biri olduğunu ifade ediyor.
-Kayseri’de insanlara hep vurguluyorum. Diyorum ki, bakın gidin Kayseri’ye dışarıdan bakın, yurt dışından bakın Türkiye’ye. Yolda yürümeniz bile değişiyor, teknolojiyi görünce. Hele bir de o teknolojiyi buraya getirince daha da farklı oluyor. Kesinlikle insanlar yurt dışı seyahatine gitsinler. Dünyada neler oluyor, neler bitiyor görsünler. Benim arkadaşlara tavsiyem çok özellikle, birçok arkadaşıma da rica ettim genç nesil çocuklarını yetiştirsinler, dünyanın her yerine göndersinler, teknolojiyi görsünler. Evet, bizler görmediğimiz sürece bir şeyi yapamayız. Bu, her işletmeyi başarıya taşıyan bir durum. Ben gururla geziyorum. Giden ve gönderdiğim arkadaşlara bakıyorum, gerçekten gurur duyuyorum. Bu bizim için çok önemli.
“Çocuklarımızı nasıl yetiştirirsek, karşılığını o şekilde alırız”
Yunus Tarla’nın gençliğe dair en çok üzerinde durduğu temel mesele, üretimin ve emeğin merkezinde duran bir yaşam anlayışına dayanıyor… Ona göre yeni neslin en büyük kazanımı, sanayinin içinde, ustaların yanında ve işin mutfağında yetişmekten geçiyor. Günümüz dünyasında kolay kazanç algısının sıkça öne çıktığını ancak bunun sağlıklı bir yol olmadığını düşünen Tarla, her şeyin temelde bir emek ve sabır karşılığı olduğunu hatırlatıyor.
-Yeni gençliğe şunu özellikle sizin aracılığınızla seslenmek istiyorum: Hiç korkmasınlar, sanayide abilerinin yanına gitsinler, fabrikalara gitsinler. Her biri bunu rahatlıkla anlatabilir. Şimdi gençler tabii çekiniyor, diyor ki “Ben gitmeyeyim, o fabrikaya giremem.” Büyüklerin sözünü dinlemeleri gerekiyor. Büyüklerini dinlediklerinde, o büyükler onlara nasıl yürüyeceklerini anlatır. Gençlik bizim gençliğimiz, biz bu gençlikle gurur duyuyoruz. Şu anda evet, kolay para kazanılan internet ortamı gibi konular çok konuşuluyor ama ben bunu çok doğru bulmuyorum. Bir çocuğu nasıl yetiştirirsen, bir meyve ağacını nasıl dikersen öyledir. Hiç görülmemiş bir şeydir, elma dikip armut verildiği görülmemiştir bugüne kadar. Çocuklarımızı nasıl yetiştirirsek, onları nasıl geleceğe hazırlarsak, biz de onun karşılığını o şekilde alırız.
Yunus Tarla, her başlangıcın doğal bir sonu olduğunu bilerek yaşamını şekillendiriyor. Onun en büyük amacı, kendisinden sonraki nesillere sadece bir meslek değil, ülkesine ve şehrine faydalı olacak bir duruş bırakmak oluyor. Çocukların yetişmesinde değerler eğitiminin ve doğru yönlendirmenin önemine değinen Tarla, bu konuda içlerinin rahat olduğunu dile getiriyor.
-Şimdi tabii bizler, nasıl belli bir yaşta bu işi yaptıysak ve başladıysak, elbette bir son olacak. Biz de çocuklarımızı, bizden gelen nesilleri, ülkesine, şehrine, vatanına ve milletine hizmet edecek insanlar olarak bırakmak istiyoruz. Bizden sonraki nesillerin hem ülkemize hem de şehrimize hizmet etmesi bizim için çok önemlidir. Biz Allah’a şükür ki çocuklarımızı bu doğrultuda yetiştirdik. Bu konuda bir şüphemiz yok. Ben onların başarıya gideceğini düşünüyorum.
Yunus Tarla’nın insanlara en temel çağrısı, umutsuz olmamaları… Çünkü ona göre yola çıkmadan yol kat edilmez, her büyük başarı ise atılan ilk adımla başlar…
Bakmadan Geçme