Kayseri'nin ticaret ruhu Yüksel İlbasmış'ta hayat buluyor
Kayseri'nin köklü ticaret geleneği, genç yaşta işin içinde yetişen Yüksel İlbasmış, Çobanoğlu Grup'un üçüncü kuşak temsilcisi olarak, aile mirasını sadece sürdürüyor. Dormir Yatak markasıyla güven ve kaliteyi bir arada sunan İlbasmış hem geleneğe bağlı hem de geleceğe yön veren bir isim.
-Merhabalar, ben Yüksel İlbasmış, 36 yaşındayım. İlk, orta ve lise öğrenimimi Kayseri’de tamamladım. Üniversite eğitimimi ise İstanbul’da, Kadir Has Üniversitesi Finans ve Ekonomi Bölümü’nde aldım. Yaklaşık 15 yıldır aile şirketimiz olan Çobanoğlu Grup’ta görev yapıyorum. Grup bünyesinde yer alan Dormir Yatak markamızda ise 15 yıldır tüketiciye doğrudan hizmet veren bir firmanın genel müdürü olarak çalışmalarımı sürdürüyorum.
Kayseri’nin ticaret ruhu Yüksel İlbasmış’ın küçük yaşta hayatına işlemiş. Ambar bölgesinde geçen çocukluk günlerinde gelen giden müşteriler, yapılan işin canlılığı ve ticaretin kokusu onu kendine çekmiş. Ticaretin içine doğmuş her çocuk gibi o da küçük yaşta limonata ve su satarak ilk ticari deneyimini kazanmış. İlbasmış’ın o günlerden bugünlere uzanan bu yolculuğunda aile büyüklerinden aldığı mirasla ticaret hayatını şekillendirmiş…
-Ticaretin içinde olan bir ailede büyüdüm. 90’lı yıllarda rahmetli dedem, babam ve amcam her sabah aynı arabayla iş yerimize giderdi. O dönemlerde traktör ticareti yapıyorduk. Faaliyet gösterdiğimiz yer Ambar bölgesi, yani Traktörcüler Sitesiydi. Evimiz ise eski otogarın karşısında, Aydınlıkevler Mahallesi’ndeydi. Oradan Ambara minibüsler kalkardı. Henüz 7 yaşındayken, ailemden habersiz bir şekilde okul çıkışında minibüse binip iş yerine giderdim. Oradaki ortam beni çok heyecanlandırırdı. Kimler geliyor kimler gidiyor, ne alınıyor ne satılıyor… Hepsini merakla izlerdim. O yıllarda sitedeki esnafa su ve limonata satarak ticarete ilk adımımızı atmış olduk diyebilirim. Aslında herkesin dükkânında bir mutfağı, bir tezgâhı vardı ama yine de bizi destekler, bizden alışveriş yaparlardı. O dayanışma ve esnaf kültürü çocuk yaşta beni ticarete daha da bağladı. Dedemden, babamdan, amcamdan ve dayımdan kısacası ticaretle uğraşan büyüklerimden çok şey öğrendim. Aile şirketi yapısı içinde adeta bir berber çırağının ustasını izleyerek mesleği öğrenmesi gibi, onları gözlemleyerek yetiştim. “Öğrendim” demek belki iddialı olur çünkü hâlâ onlardan öğrendiklerimizle bir şeyler yapmaya devam ediyoruz.
Ticaret, sadece ürün satmak değil
İlbasmış ailesi için ticaret, sadece ürün satmaktan ibaret değil. Her müşteriyi misafir ağırlarmış gibi karşılamak, onların iş yapma biçiminin temel taşı olmuş. Yüksel İlbasmış da ailesinden öğrendiği bu geleneği Dormir Yatak’ta sürdürüyor. Kâr etmeyi yalnızca bir rakam olarak değil, sürdürülebilir başarının bir sonucu olarak görüyor.
-Ailemiz için en önemli düstur, müşteriyi bir yabancı gibi değil, evine gelen bir misafir gibi ağırlamaktır. Verdiğiniz hizmet bir seferlik olmamalı. Uzun vadeli ve sürdürülebilir olmalıdır. Çünkü biz bir defalık ürün satmıyoruz. Bugün yatak üretiyoruz ve bu işte müşteri memnuniyeti, müşterinin üreticiyi sahiplenmesi, üreticinin de bayisini sahiplenmesi büyük önem taşıyor. Ticarette kârlılık anlayışımız da bu bakış açısında. Diyelim ki bir üründen 10 bin lira kazanma imkânınız var. Biz daha makul kâr oranlarıyla çalışıp bir üründen 3 birim kazansak bile, bunu 10 kez sattığınızda toplamda daha sürdürülebilir ve güçlü bir kazanç elde edersiniz. Ailemden gördüğüm en önemli prensiplerden biri budur.
Yüksel İlbasmış için dua büyük bir güç kaynağı… İlbasmış, büyüklerinin duasının bugün ayakta durmasını sağlayan en kıymetli değerler arasında olduğunu söylüyor…
-Ata duası, ana duası, baba duası… Bunların bizi bugün ayakta tutan en kıymetli değerler olduğunu düşünüyorum. Annemin bana ettiği en güzel duası “Kum diye avuçladığın altın olsun oğlum” oldu. Bu söz hem iş hayatımda hem sosyal yaşamımda bana güç ve motivasyon veren en özel dualardan biridir.
“Tercihim kesinlikle Kayseri’de sahada yetişmek olurdu”
Kayseri, tarihi stratejik konumuyla yüzyıllardır ticaretin kalbinin attığı şehirlerden biri. Bu topraklarda yetişen Yüksel İlbasmış ise, dünyanın en prestijli üniversitelerinden birinde eğitim almak yerine, Kayseri’de ticaretin çekirdeklerinden yetişmeyi tercih ediyor.
-Kayseri, yüzyıllardır hatta belki bin yıllardır ticaretin merkezde olduğu bir şehir. Tarih boyunca İpek Yolu’nun önemli geçiş noktalarından biri olmuş, doğu ile batıyı birleştiren stratejik bir konumda yer almış. Bu yönüyle hem geçmişte hem de bugün Türkiye’de sanayi ve ticaretin merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Kendi özelime geldiğimde, Kayseri gibi bir ticaret şehrinde yetişmiş olmak beni hem mektepli hem alaylı bir noktaya taşıdı. Finans ve Ekonomi Bölümü mezunuyum; teorik bilgiye sahibim. Ancak teori ile pratiğin her zaman birebir örtüşmediğini de biliyorum. Bugün bana “Kayseri’de çekirdekten yetişerek ticareti öğrenmek mi, yoksa dünyanın en iyi üniversitelerinden birinde ticaret eğitimi almak mı?” diye sorsalar, tercihim kesinlikle Kayseri’de sahada yetişmek olurdu.
Yüksel İlbasmış için aile şirketlerinde başarı, saygı ve sevgi üzerine inşa edilir. Görevlerin doğru şekilde paylaşılmasının hem iş düzenine hem de aile içi dengeye katkı sağladığını söylüyor. İlbasmış, “söz uçar, yazı kalır” anlayışıyla hukuka ve değerlerine uygun çalışıyor...
-Aile şirketlerinde sürdürülebilirliğin temelinde saygı yatar. Saygı ve sevgi olmazsa olmazdır. Bunun yanında görevlerin doğru şekilde verilmesi çok önemlidir. Herkesin sorumluluk alanı net olduğunda ve görev paylaşımı sağlıklı yapıldığında hem iş düzeni korunur hem de aile içi denge sağlanır. Büyüklerimize karşı saygı, küçüklere karşı sevgi bizim için temel bir prensiptir. Ayrıca ben “söz uçar, yazı kalır” anlayışını benimseyenlerdenim. Yapılan her işin yazılı, kurallara uygun ve hukuka dayalı olması gerektiğine inanıyorum. Hem anayasal hukuka hem de inanç değerlerimize uygun bir ticaret anlayışını savunuyorum.
“Bu şehirde doğal bir girişimcilik ortamı var”
Kayseri’de çocuk olmak, doğuştan girişimci olmak ve ticaretle tanışmak demek. Kayserilinin ticari zekasının burada yetişenler için bir ayrıcalık olarak gören Yüksel İlbasmış, verilen emeğin ve temiz niyetin karşılığını sadece dünyada değil, ahirette de alınacağına inananlardan…
-Kayseri bir ticaret şehri olduğu için, burada büyüyen çocuklar doğal olarak girişimcilikle iç içe yetişir. Aileler ticaretle uğraştığı için çocuklar da bu kültürün içinde büyür. Bu şehirde adeta doğal bir girişimcilik ortamı vardır. Kişi çocukluğundan itibaren ya girişimci ruhu benimser ya da benimsemez bu biraz karakter meselesidir. Kayserili olmanın şehir dışında da ciddi avantajlarını gördüm. Özellikle ticari ve pratik zekâ konusunda olumlu bir algı var. Yeni girdiğimiz ortamlarda, ilk ziyaretlerde bunun pozitif etkilerini hissediyoruz. Bu sadece ticarette değil, hayatın farklı alanlarında da karşımıza çıkıyor. Elbette Türkiye’de de dünyada da bazı şehirlerin ve kültürlerin bir ayrıcalığı olduğunu söyleyebiliriz. Biz inanıyoruz ki bu emeğin, bu niyetin karşılığı sadece dünyada değil, ahirette de olacaktır.
“Dedesinin duası ona iş hayatında rehber oluyor”
Birine “İşler nasıl?” sorusuna “Kötü” yanıtı verildiğinde, dedesinin “Dükkânını duayla açıp duayla kapatan insanın işi kötü olmaz” sözü Yüksel İlbasmış’ın iş hayatındaki rehberi olmuş… Bu disiplin ve inanç düsturuyla çalışma anlayışını oluşturan İlbasmış, işine inanmayı ve sevmeyi başarının temel şartı olarak görüyor.
-Başarı süreklilik, iş takibi, istikrar ve disiplinle mümkündür. Bunlar olmazsa olmazdır. Bu noktada dedemin hayatımda çok etkili olan bir sözünü paylaşmak isterim. Birine “İşler nasıl?” diye sorduğunda, eğer karşısındaki “Kötü” derse kızardı ve “Çeşidini dükkânında bulunduran, işine erken gelen, akşam evine geç giden, dükkânını duayla açıp duayla kapatan adamın işi kötü olmaz. Cenab-ı Allah bir kere söz verdi vereceğim diye” derdi. Biz de bu düsturla çalışmaya gayret ediyoruz. Disiplin bizim için vazgeçilmezdir. İnsan önce yaptığı işe inanmalı, sonra da o işi sevmelidir. Sevmeden yapılan bir işte kalıcı başarı mümkün değildir. Bunun yanında işin her noktasına hâkim olmak gerekir. Birinci basamaktan doksan dokuzuncu basamağa kadar sürecin tamamını bilmek, anlamak ve gerektiğinde müdahil olabilmek çok önemlidir. “Bu benim işim değil”, “Buna ben bakamam”, “Bunu başkası yapsın” gibi cümlelerin başarı yolculuğunda yeri olmamalıdır. Girişimci işine inanmalı, işini sevmeli ve her aşamasında sorumluluk almalıdır.
Hedef Dormir’le 100’ün üzerinde ülkeye ulaşmak
Çobanoğlu Grup’un yatak sektöründeki yüzü Dormir, kısa sürede Türkiye sınırlarını aşıp 40’tan fazla ülkeye ulaşmayı başarmış. Bugün Avrupa, Balkanlar, İskandinavya ve Orta Doğu’nun gelişmiş pazarlarında söz sahibi olan Dormir, Yüksel İlbasmış’ın hedefinde ise 100’ün üzerinde ülkeye ulaşarak gelecek kuşaklara güçlü bir miras bırakmak var.
-Çobanoğlu Grup olarak yay ve malzemecilik faaliyetlerimizin ardından Dormir Yatak markasını kurduğumuzda ihracat yapan bir firma değildik. Bugün ise 40’tan fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. İhracat rakamlarımız, ülke ekonomisine katkı sağlayacak ölçüde önemli bir seviyeye ulaştı. Bugün 40’tan fazla ülkeye ihracat yapan bir şirketin genel müdürü olarak görev yapıyorum. Ancak en büyük hedeflerimden biri, şirketimizi en az 100 ülkeye ihracat yapan bir konuma getirerek bir sonraki kuşağa devretmek. Böylece hem ülke ekonomisine hem de cari açığın azaltılmasına daha güçlü bir katkı sunmak istiyorum. Dormir isminin anlamından da bahsetmek isterim. “Dormir”, Latince kökenli bir kelime olup Fransızca, İspanyolca, İtalyanca ve Portekizce’de “uyumak” anlamına gelir. Şirketi kurarken en önemli hedefimiz ihracattı. Bu nedenle ismi seçerken, Avrupalı bir tüketicinin duyduğunda anlamını kavrayabileceği, evrensel bir çağrışımı olan bir marka tercih ettik. “Dormir” dendiğinde uyku kavramının zihinlerde net bir şekilde canlanmasını istedik. Bugün geldiğimiz noktada Avrupa en büyük pazarlarımızdan biri. Özellikle İskandinav ülkeleri, Balkanlar ve Orta Doğu’nun gelişmiş pazarlarında yatak sektöründe söz sahibi firmalardan biri konumundayız. Bundan sonraki hedefimiz ise bu başarıyı daha geniş coğrafyalara taşıyarak sürdürülebilir şekilde büyümek.
Dormir, Yüksel İlbasmış için yalnızca bir yatak markası değil… Ulaşılabilir yüksek kalite, güven ve sağlam ticaret anlayışı... İlbasmış’a göre gelenek ve yenilik birbirinden ayrılamaz, birini korumadan diğerini sürdüremezsiniz. Bu anlayış ise Dormir’in hem tüketiciye hem de bayilere sunduğu güvenin temelini oluşturuyor.
-Dormir, her şeyden önce ulaşılabilir rahatlığı vaat ediyor. Ülkemizde ve dünyada enteresan fiyatlarla ürünler satılıyor, fakat bizi diğerlerinden ayıran en büyük fark, ulaşılabilir premium rahatlığı gerçekçi fiyatlarla tüketiciye ulaştırma hedefimizdir. Bu hem en büyük gayemiz hem de çalışma motivasyonumuz. Bayiler açısından Dormir’i farklı kılan en önemli unsur ise güven. Ticaret yaparken her işlem peşin olmuyor vadeli ticaretler, çek ve senetle ticaretler de yapıyoruz. Bayiler bize bağlantı veya ön ödeme verdiklerinde, ürünlerini en doğru zamanda, problemsiz bir şekilde teslim alacaklarını biliyorlar. Çünkü gelenek olmadan yenilik olmaz, yenilik olmadan da geleneklerimize sahip çıkamayız.
Yüksel İlbasmış için iş dünyasında en zorlayıcı anlar, Dormir Yatak’ı ilk kurduğu zamanlarda gelen “En ucuz yatağınız ne kadar?” sorusu olmuş… Yapılan yatırımlar ve kurulan makine parkurlarına rağmen zaman zaman vazgeçmeyi düşünen İlbasmış’a, bir ciğercide karşılaştığı “Yeter ki bir sefer deneyiniz. İkinciye kendiniz geleceksiniz” sözü büyük bir motivasyon kaynağı olmuş.
-İş hayatımda beni en çok zorlayan süreç, baştaki süreçti. Çünkü olmayanı yaratmak için çok uğraştım en iyisini yapmak istedim. Türkiye’deki mobilya üretimini en iyi noktaya taşımak için en kaliteli ürünü üretmek istedik. Ancak en kaliteli ürünü üretmek, fiyat noktasında ciddi zorluklar getirdi. Dünyanın farklı ülkelerinde ve Türkiye’nin farklı şehirlerinde, ilk pazarlama faaliyetlerimizde çok zorlandık. Katalog hazırladık eşsiz bir katalogdu. Müşteriye sunduğumuzda, çoğu kişi en son sayfayı açıp “En ucuz yatağınız ne kadar?” diye soruyordu. Bu, beni çok üzüyordu. Çünkü bizim amacımız en ucuz yatağı yapmak değil, en kaliteli ürünü en uygun fiyata sunabilmekti. Bu süreçte ciddi yatırımlar yaptık, büyük makine parkurları kurduk. İstediğimiz satışları elde edemediğimizde zaman zaman vazgeçmeyi düşündük. Ancak bir ciğercide gördüğüm söz beni çok etkilemişti ve hala kullanırım: “Yeter ki bir sefer deneyiniz. İkinciye kendiniz geleceksiniz.” Biz de bir ürünümüzü müşteriye satmak için ikinci kez zorlamadık ürünümüz kendini sattı ve müşteri hep geri geldi. Bu, bizim en büyük motivasyon kaynağımız oldu. Bugün geldiğimiz noktada, iş hayatımda en çok zorlandığımız anı da bu süreç olarak anlatabilirim.
“Dormir, artık reşit olma noktasına doğru ilerliyor”
Yüksel İlbasmış için Dormir, yılların emeğiyle büyüyen bir “bebek.” Çobanoğlu Grup’un endüstriyel işlerinden farklı olarak doğrudan tüketiciyle buluşan bu kurum, İlbasmış’ın ifadeleriyle emekle yürüyen, koşan ve bugün adeta reşit olma yolunda ilerleyen bir yıldız…
-Bir kere bu konuda çok şanslı olduğumu söylemem gerekiyor. Anne, baba, rahmetli dedem ve eşim her zaman yanımda ve arkamda durdular. Biraz hırslı ve inatçı bir yapım var. Aile şirketlerimizde hep endüstriyel işler yürütüldü ancak Dormir, Çobanoğlu Grup’un nihayet tüketiciyle buluşan tek kurumu. Dormir bizim bebeğimiz. Bu bebek doğdu, emekleyecek, yürüyecek, koşacak, okula gidecek ve belli bir noktaya ulaşacak. Ve Dormir, Allah’ın izniyle artık reşit olma noktasına doğru ilerliyor. Şirketlerimiz arasında parlayan bir yıldızdan öte, adeta bir kutup yıldızı oldu ve en iyi iş yaptığımız kurumlardan biri haline geldi.
Yüksel İlbasmış, ticaretin doğrularını ve yanlışlarını öğrendiği amcası Hasan İlbasmış’ın katkısını özellikle vurguluyor. Ona göre, ticarette hata yapmaktan korkmamak ve hatayı düzeltebilmek anlayışını kazandıran kişi amcası olmuş. İlbasmış, birçok ticari hayalini gerçekleştirebilmesini sağlayan bu sağlam zemine minnettar…
-Bu noktada ailemin desteği her zaman benim arkamda çok önemli oldu. Hikâyelerde genellikle dedeler ve babalar ön plana çıkıyor Allah onlardan razı olsun. Ancak amcam Hasan İlbasmış’a da teşekkür etmeden geçmek istemiyorum. Çünkü onun sayesinde bu ticaretle hemhal oldum, ticaretin doğrularını ve yanlışlarını öğrendim. Bana “Hata yapmaktan korkma, hata yaptıktan sonra bunu düzeltmek senin elinde” anlayışını kazandıran kişidir. Bu rahatlığı bana veren adama da ayrıca teşekkür ediyorum. Sağ olsun, var olsun. Bunlar belki klişe kelimeler gibi görünebilir, ama doğruluk, dürüstlük, disiplin ve iş ahlakı bu ticaretin temel taşlarıdır. Öncelikle dedeme, babama, amcama ve dayıma, bana bu imkânı sağladıkları için çok teşekkür ederim. Bu benim için olmazsa olmazdı. Hep bir şeyler üretip, hep bir şeyler satma hayalimi gerçekleştirmemi sağlayan doğru zemini bana sunan insanlara minnettarım. İyi ki varlar, iyi ki hayatımdalar.
“Geleceğe peşinen teşekkür ediyorum”
Yüksel İlbasmış, gerçekleşmeyi bekleyen hayaller ve gitmek istediği yollar için durmadan çalışmaya devam edeceğini, bunun sadece kendi nesline değil, çocuklarına, belki torunlarına da ilham olacağını söylüyor. Ve esprili bir şekilde ekliyor: “Kayserililer peşin almayı sever, ben de geleceğe bu vesileyle peşinen teşekkür ediyorum.”
-Gelecekle ilgili de henüz gerçekleştirmediğim hayallerim var gitmek istediğim yollar var. Bunun için çalışmaya, koşturmaya devam edeceğiz. Durmadan, yorulmadan, elimizden gelenin en iyisini yapmak için çaba sarf edeceğiz. Dediğiniz gibi, bundan sonraki süreçte çocuklarımız, belki torunlarımız bunu izleyecek. Buradan geçmişe ve geleceğe teşekkür etmek istiyorum. Kayserililer peşin almayı sever, ben de geleceğe bu vesileyle peşinen teşekkür ediyorum.
Bakmadan Geçme