Kadın dayanışması gerçek mi, söylenti mi?
Servet Kilci
Kadın dayanışması… Kimi zaman güçlü bir omuz, kimi zaman da yalnızca bir temenni olarak anılıyor. Peki gerçekten var mı, yoksa sadece kulağa hoş gelen bir söylemden mi ibaret?
Toplumda sıkça dile getirilen bir yargı vardır: “Kadın kadının kurdudur.” Bu cümle, yıllar içinde öylesine yerleşmiştir ki çoğu zaman sorgulanmadan kabul edilir. Oysa bu düşünce, kadınlar arasındaki gerçek dayanışmayı gölgede bırakan bir genellemeden ibarettir. Çünkü hayatın birçok alanında kadınların birbirine nasıl destek olduğunu görmek hiç de zor değil. Bir iş yerinde yeni başlayan genç bir kadının elinden tutan deneyimli bir çalışan, zor bir süreçten geçen arkadaşına sessizce destek olan bir dost, sosyal medyada birbirinin başarısını büyüten kadınlar… Bunların her biri dayanışmanın en somut örnekleri. Ancak ne yazık ki bu örneklerin yerini bazen de rekabet, kıyas ve eleştiri alıyor.
Kadınlar arasındaki dayanışmanın zayıf olduğu düşüncesinin temelinde aslında toplumsal kalıplar yatıyor. Yıllarca kadınlara sınırlı alanlar sunulmuş, aynı fırsatlar için rekabet etmek zorunda bırakılmışlardır. Bu durum, dayanışma yerine yarışmayı teşvik etmiştir. Oysa alan genişledikçe, fırsatlar arttıkça kadınların birbirine daha çok destek olduğu da açıkça görülüyor.
Elbette her ilişkide olduğu gibi kadınlar arasında da anlaşmazlıklar, rekabetler olabilir. Ancak birkaç olumsuz örnek üzerinden büyük bir genelleme yapmak, var olan dayanışmayı yok saymak anlamına gelir. Oysa ihtiyaç duyulan şey, bu dayanışmayı büyütmek ve görünür kılmaktır.
Çünkü kadın dayanışması bir söylenti değil, doğru zeminde buluştuğunda son derece güçlü bir gerçektir.