Kayseri'nin hikâyesi neden daha fazla anlatılmalı?
Süleyman Karacaoğlan
Her şehrin bir hikâyesi vardır. Tabi Kayseri’nin de bir hikayesi var ancak anlatılmamış tarafları da çok…
Tarihiyle, ticaretiyle, üretimiyle ve insanıyla güçlü bir geçmişe sahip olan Kayseri, aslında sadece rakamlardan ve gelişmişlik göstergelerinden ibaret değil. Bu şehir sabah erken saatlerde kepenk açan esnafın, üniversite hayali kuran bir gencin, yıllardır aynı mahallede yaşayan bir ailenin hikâyesidir.
Ama çoğu zaman bu hikâyeler yeterince görünür olmaz. Büyük şehirlerin gölgesinde kalan Anadolu kentleri gibi, Kayseri de çoğu zaman sadece ‘başarı’ başlıklarıyla anılır. Öyle ki bir şehri şehir yapan sadece başarıları değil, yaşanmışlıkları, değişimi, sorunları ve umutlarıdır.
Kayseri’nin hikâyesini anlatmak, aslında bu şehri daha iyi anlamak demektir. Bir mahallenin yol sorunu, bir esnafın yaşadığı ekonomik zorluk ya da bir gencin hayalleri… Bunların her biri bu şehrin gerçeğidir. Ve bu gerçekler paylaşıldıkça anlam kazanır.
Aynı zamanda anlatılan her hikâye, şehrin gelişimine de katkı sağlar. Çünkü görünür olan sorunlar daha hızlı çözülür, dile getirilen beklentiler de karşılık bulur. Anlatılan başarılarda başkalarına ilham verir.
Bugün iletişim çağındayız. Herkesin bir şeyler söylediği, paylaştığı bir dünyada yaşıyoruz. Ama önemli olan çok konuşmak değil, doğru hikâyeleri anlatabilmek.
Kayseri’nin de buna ihtiyacı var, yani daha çok anlatılan, daha çok dinlenen, daha çok anlaşılan bir şehir olmaya…
Çünkü bu şehirde anlatılacak çok şey var.
Ve her anlatılan hikâye, Kayseri’yi biraz daha görünür, biraz daha güçlü kılar.