Süleyman Karacaoğlan

Kazanan Kişiler Değil, Demokrasi Olmalıdır

Süleyman Karacaoğlan

Siyaset, günü kurtarma sanatı değil; geleceği inşa etme sorumluluğudur. Bu nedenle siyasi partilerde yaşanan her gelişme, sadece parti mensuplarını değil, ülkenin demokratik geleceğini de yakından ilgilendirir.

Bugün CHP'de yaşanan tartışmaların merkezinde isimler bulunuyor olabilir. Ancak asıl mesele isimlerden çok daha büyüktür. Asıl mesele, Türkiye'nin siyasi kurumlarının nasıl işleyeceği, hukukun nasıl tecelli edeceği ve demokratik kültürün nasıl korunacağıdır.

Bir siyasi partinin gücü; sadece aldığı oyla değil, kriz anlarını nasıl yönettiğiyle de ölçülür. Tarihi sorumluluk taşıyan partiler için önemli olan, tartışmaların kazananını belirlemek değil, kurumsal yapıyı güçlendirerek yoluna devam edebilmektir.

Bu nedenle bugün ihtiyaç duyulan şey, tarafların birbirlerine karşı üstünlük kurma çabası değil; ortak bir akılla partinin geleceğini düşünmesidir. Sertleşen söylemler, meydanlarda verilen mesajlar ve karşılıklı suçlamalar belki günübirlik siyasi sonuçlar doğurabilir. Ancak uzun vadede en büyük zararı siyasi kurumlar görür.

Türkiye geçmişte siyasi krizlerin ülkeye ne kadar ağır bedeller ödettiğini defalarca yaşamıştır. Bu yüzden artık siyaset kurumunun her zamankinden daha fazla sağduyuya, sabra ve olgunluğa ihtiyacı vardır.

Mahkemeler kararlarını verir, parti organları görevlerini yapar, siyasi aktörler görüşlerini ortaya koyar. Ancak bütün bunların üzerinde korunması gereken bir değer vardır: Demokratik meşruiyet ve toplumsal huzur.

Bugün milyonlarca CHP seçmeni de aslında aynı sorunun cevabını aramaktadır: "Bu süreç partiyi daha güçlü mü yapacak, yoksa daha fazla yıpratacak mı?"

Bu soruya verilecek en doğru cevap; kişisel hesapların değil, kurumsal aklın öne çıkmasıyla mümkün olacaktır. Çünkü siyasi hareketler kişilerden büyüktür. İsimler gelir geçer, ancak kurumlar ve bıraktıkları miras kalır.

Türkiye'nin ihtiyacı yeni gerilim alanları değil, yeni uzlaşma zeminleridir. Siyasetin görevi toplumu ayrıştırmak değil, farklı görüşleri aynı demokratik çatı altında buluşturabilmektir.

Bu nedenle önümüzdeki süreçte herkesin kazanabileceği tek yol; hukuka saygı, demokrasiye bağlılık ve karşılıklı diyalogdur. Çünkü günün sonunda kazanan bir kişi, bir grup ya da bir ekip değil; Türkiye demokrasisi olmalıdır.

Yazarın Diğer Yazıları