Ayasofya'nın imparatorluklardan günümüze uzanan büyük dönüşümü
İstanbul'un simge yapılarından Ayasofya, asırlara yayılan köklü geçmişi ve farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan yapısıyla yeniden gündemde. Doğu Roma'dan Osmanlı'ya, Cumhuriyet döneminden günümüze kadar uzanan tarihsel yolculuğunda üç kez inşa edilen ve her dönemde farklı bir kimlik kazanan Ayasofya, 2020 yılında yeniden ibadete açılmasıyla birlikte hem Türkiye'de hem de dünyada dikkatleri üzerine çekmeye devam ediyor.
Ayasofya, Doğu Roma İmparatorluğu’nun İstanbul’da inşa ettiği en büyük mabedlerden biri olarak tarih boyunca üç kez aynı yerde yeniden yapıldı. İlk olarak “Megale Ekklesia” (Büyük Kilise) adıyla anılan yapı, 5’inci yüzyıldan İstanbul’un fethine kadar “Hagia Sophia” (Kutsal Bilgelik) ismiyle biliniyordu. İmparator Konstantios tarafından 360 yılında yaptırılan ilk kilise ile İmparator II. Theodosis’in 415 yılında yeniden inşa ettirdiği ikinci yapı, yaşanan halk ayaklanmalarında yıkılırken günümüzde ayakta olan Ayasofya ise İmparator Justinianos tarafından, dönemin önemli mimarları Trallesli Anthemios ve Miletoslu İsidoros’a inşa ettirildi.
Osmanlı döneminde Ayasofya, sadece bir ibadet mekânı değil, aynı zamanda bir külliye haline getirildi. 16’ncı ve 17’nci yüzyıllarda yapıya mihrap, minber, müezzin mahfilleri ve vaaz kürsüsü eklenirken dış kısmına minareler, medrese, sıbyan mektebi, şadırvan, sebiller ve çeşitli sosyal alanlar yapıldı.
Fatih’in fethi ile camiye dönüştürüldü
İstanbul’un 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilmesiyle birlikte, 916 yıl kilise olarak kullanılan Ayasofya camiye dönüştürüldü. Fethin ardından bir süre daha Ortodoksların ibadetine açık kalan yapı, 1 Haziran 1453’te Fatih Sultan Mehmet’in kıldığı ilk cuma namazıyla resmen cami olarak hizmet vermeye başladı. Bu süreçte çanlar ve haç kaldırılarak, mozaiklerin üzeri kapatıldı.
Zaman içinde Ayasofya’ya dört farklı minare eklenmiş, bu minareler farklı dönemlerin mimari izlerini taşınırken Sultan II. Selim döneminde Mimar Sinan tarafından gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarıyla yapı güçlendirilerek Osmanlı padişahlarına ait türbeler de eklendi. Ayasofya’da toplam 43 türbe bulunurken, bunlar arasında III. Murat, III. Mehmet, Safiye Sultan ve Nurbanu Sultan gibi önemli isimler yer alıyor.
1935 yılında müzeye dönüştürüldü
Cumhuriyet’in ilanından sonra bir süre cami olarak kullanılmaya devam eden Ayasofya, 1935 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye dönüştürüldü. Uzun yıllar müze olarak hizmet veren yapı, uluslararası koruma listelerine alınmış ve çeşitli restorasyonlardan geçirildi.
Ayasofya’nın yeniden cami olarak ibadete açılmasının yolu ise 10 Temmuz 2020 tarihinde Danıştay’ın aldığı kararla açıldı. Aynı gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan karar doğrultusunda Ayasofya, Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredilerek yeniden ibadete açıldı.
86 yıl sonra ilk Cuma namazı eda edildi
86 yıl aradan sonra, 24 Temmuz 2020’de kılınan cuma namazıyla Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi yeniden ibadete açılmış ve bu tarihi an, Türkiye’nin yakın tarihine önemli bir dönüm noktası olarak kaydedildi.
Bakmadan Geçme