Hidayet Dikilitaş

Her şey oldunuz da devletçi olamadınız!

Hidayet Dikilitaş

Tarihe 6 Şubat Depremi olarak geçen o kara gün, hâlâ dün gibi aklımızdadır. Bugüne kadar şanlı milletimizin yaşadığı en büyük felaketlerden biri olarak tarihe kazınmıştır.

Şükürler olsun ki millet, devletinin yanında durdu. Devletimiz de milletimiz için bütün imkânlarını seferber etti. Hiçbir şey kaybettiğimiz canların yerini dolduramasa da en azından geride kalan vatandaşlarımız için hayatın yeniden kurulması adına önemli adımlar atıldı ve çalışmalar hâlâ devam ediyor. Allah tüm deprem şehitlerimize rahmet eylesin.

Buraya kadar olan kısmı tamamen insani duygularımla özetledim. Ancak gelin görün ki ülkemizde öyle bir yapı, öyle bir zihniyet var ki deprem zamanında bile devletimizin yardım kuruluşlarına paralel yapılar kurarak, ahlaksızca devleti suçlayıp yardımları kendi adlarına toplamaya kalkıştılar. İnsanlar can derdiyle uğraşırken, saniyelerin bile hayati önem taşıdığı o günlerde devletçi olmayı bir kenara bırakıp siyasi çıkarlarını ön plana koydular. Bunun yanında milletin emanet ettiği paralara göz dikenler de, o gün vicdan ve insanlık duygularından ne kadar uzak olduklarını bir kez daha gösterdiler.

O gün kahraman ilan ettiğiniz isimler ise bugün, kendilerine emanet edilen bağışları bahis sitelerinde ve kumar sayfalarında harcadıkları iddiasıyla gündemdeler. Ve o yüce devlet, bugün bunun hesabını soruyor.

Ben üzülüyorum. Sahiden bu yanlış zihniyete, bu yanlış topluluğa bu yüce devlet ne yaptı da siz her zaman devletin karşısında durmayı tercih ettiniz?

Terör örgütü doğuda şehirlerimize hendekler kazıp işgal etmeye kalkıştı. Devlet vardı; başlarını ezdi, hendeklere gömdü. Siz ise “polis sivil vuruyor, asker sivil vuruyor” diye yaygara koparıp terör örgütünün propagandasına hizmet ettiniz.

Devlet, milletini korumak için sınır ötesi harekâtlar düzenledi. Şehitlerimiz oldu. Siz ise kendi devletinizi işgalci ilan ettiniz.

Soydaşımız, canımız olan Azerbaycan Türkleri Karabağ’da yıllardır işgal altında bulunan vatanlarını kurtarmak için mücadele etti. Türkiye Cumhuriyeti onlara destek verdi. Siz ise bu desteği “katillik” ve “vahşet” olarak nitelendirdiniz.

Dünyanın neresinde bir mazlum varsa yardımına koşan Türk devletini, mazlumların umudu olan bu yüce devleti, sırf mazlumlara sahip çıktığı için bile eleştirir oldunuz.

Sahi, bu devlet size ne yaptı da bu kadar kindar oldunuz?

Ve gelelim son sözlerime…

Yazımı sonuna kadar okuduysanız fark etmişsinizdir; ben hep devlet dedim. Hiç hükûmet demedim, hiç siyaset demedim, hiçbir siyasi parti demedim. Çünkü siyaset üzerinden eleştirdiğiniz, siyasi hesaplarla hedef aldığınız bütün o mücadeleler; parti meselesi değil, devlet olmanın gereğiydi.

Siyasetin arkasına saklanarak devlet düşmanlığı yaptınız. Ancak şükürler olsun ki devletin arkasında dimdik duran bir millet var.

 

Partiler gelir geçer, hükûmetler değişir. Ama Türk Devleti sonsuza kadar var olacaktır. Mazlumların umudu olmaya, en ağır darbeleri, en büyük felaketleri ve en kanlı düşmanları bertaraf etmeye devam edecektir.

Ve “devleti düşünüyorum” diyerek devlet düşmanlığı yapanlardan da hukuk içinde hesabını sormaya devam edecektir.

Büyüklerimizin dediği gibi:

Allah devlete zeval vermesin.

Yazarın Diğer Yazıları