Ubeyde'yi anlamak
Hidayet Dikilitaş
Tarihler 7 Ekim 2023’ü gösterdiğinde, tüm dünya şok edici bir saldırıyla sarsıldı. Yıllardır siyonist İsrail rejiminin baskısı ve ablukası altında yaşayan yetim Gazze halkı, bu baskılara dur demek için kapsamlı bir harekât başlattı. Çıkılan niyet gibi manidar olan bu harekâtın adı “Aksa Tufanı”ydı.
Amaç; her gün İslam dünyasına adım adım sızan, sözde “vaat edilmiş topraklar” iddiasıyla Müslüman kanı dökmeyi hedef edinen zalim terör devletine dur demekti. Saldırının ilk günü umut veren bir ilerleyiş sergilense de, yine her zaman olduğu gibi bir avuç Müslümana karşı korkuya kapılan ve siyonist uşaklığı yapan birçok Hristiyan ve Yahudi destekli devlet, Siyonist İsrail rejimine sahip çıktı. Sonrasında ise rakamların dahi sayılmayı unuttuğu sivil katliamlar yaşandı ve tüm dünya bu durumu adeta kör bir şekilde izledi.
Yaşanan acıların ve şahit olduğumuz çaresizliğin tarifi hiçbir zaman olmayacak. Ancak ortada bir gerçek var ki bu savaş, İslam âlemine hangi konumda olduğunu ve ne yapması gerektiğini çok açık bir şekilde gösterdi. Evlatlarını kaybeden Filistin halkı, özgürlük mücadelesinin hâlâ geç kalınmamış bir noktada olduğunu ortaya koydu.
Bu noktada bizlere onuruyla savaşmanın nasıl bir şeref ve güç olduğunu, imkânları yok denecek kadar az olan Gazze’nin direnişçileri gösterdi. Bu direnişçiler arasında, tüm dünyanın açıklamalarını dikkatle dinlediği, İslam âleminin ortak saygısını kazanan ve siyonist rejimin dahi ses tonundan çekindiği bir isim vardı: Şehit Ebu Ubeyde.
Yüzü görünmeyen, kefiyeli bir kahraman… Direnişin dünyaya açılan sesi oldu. Savaş boyunca masum Gazze halkına ve davasına sahip çıkan videolarıyla; zulme, baskıya ve yokluğa rağmen onurunu ve cesaretini kaybetmeden dimdik konuşmasıyla, cesaretin ne olduğunu gösterdi.
Yola çıktığı ilk günden beri kefenini üniforması bilen, şehadeti kabul etmiş bir bilinçle son ana kadar mücadelesini sürdürdü. Geçtiğimiz aylarda ise şehadet haberini aldık. Kefiyenim altındaki keskin gözlerin, Gazze halkının ve İslam’ın masumiyetini taşıyan gerçek yüzünü de böylece gördük. Gerçek ismi Hüzeyfe bin Kahlut idi.
Ramazan ayında tuttuğumuz oruçta ne zaman yorgun hissetsem, şehit olmadan önce yayımladığı son videodaki zayıflamış bedenini hatırlıyorum. Halkıyla birlikte aynı açlığı çekmesi, aynı yorgunluğu yaşaması, aynı acıları paylaşması; davasındaki samimiyeti açıkça gösteriyordu.
O, bu dünyada rahatı bir kenara bıraktı. Doğduğu mülteci kampından şehit olduğu ana kadar, dünya zevklerinden uzak bir hayat sürdü. Kefiyenin altındaki keskin bakışları ve cesur sesiyle İslam âlemine umut; rahatı bozulmasın diye siyonistlere teslim olmuş Müslüman liderlere ise utanç oldu.
Ebu Ubeyde’yi unutmamalıyız. Son ana kadar sahiplendiği davasını ve son videosunda gördüğümüz erimiş bedeninin bize bıraktığı mesajı unutmamalıyız. Yardım bekleyen masum Gazze halkını hiçbir gün hatırımızdan çıkarmamalıyız.
Bugün “Gazze bizim neyimize?” diyenlere sesleniyorum: Bilinsin ki Ebu Ubeyde yalnızca Gazze’yi değil, Anadolu topraklarını da savunurken şehit oldu. Mücadeleyi Orta Doğu’da başlattı; bizler ise onu anlayarak ve davasını sürdürerek bu yolda zafere ulaşmaya çalışacağız.
Selam olsun önden gidenlere.