Gençler, korkmayın! Evlilik sanıldığı kadar 'özgürlük sonu' değil
Süleyman Karacaoğlan
Son zamanlarda çevremde ne zaman evlilik lafı açılsa, gençlerin yüzünde benzer bir ifade beliriyor yüzlerde hafif bir tebessüm, ardından gelen göz devirme ve kurulan o malum cümle: "Aman bu devirde evlenecek düzgün biri mi kaldı? Özgürlüğümü kısıtlayamam."
Sosyal medyanın dayattığı "bireysel başarı", "tek başına rotası bulunmayan seyahatler" ve kusursuz yalnızlık yüzünden evlilik sanki gençlerin sırtına yüklenen ağır bir pranga gibi sunuluyor.
Oysa madalyonun diğer yüzünü görmeyi çoğu zaman kaçırıyoruz. Evlilik özgürlüğünüzü elinizden alan bir hapishane değil, aksine hayatın fırtınalarına karşı birlikte mücadele edilen ve sığınılan bir limandır.
Peki, bu devirde gençlerin evlenmesi için gerçekten geçerli sebepler var mı? Birlikte bakalım.
Tek başınızayken hayatın tüm bu yüklerini tek bir omuzda taşımak bir süre sonra tükenmişliğe yol açıyor. Evlilik ise en basit tanımıyla takım arkadaşlığıdır. Hayatın fırtınaları estiğinde, faturayı öderken, hastalıkla boğuşurken ya da kriz anlarında arkanda "Birlikte hallederiz" diyen birinin varlığı inanılmaz bir özgürlük sağlar.
İçinde bulunduğumuz çağ ne yazık ki yüzeysel ilişkiler çağı. Bir tıkla bulunan, bir mesajla biten, derinliği olmayan arkadaşlıklar ve flörtler arasında kayboluyoruz.
Oysa insanın doğasında anlaşılmak, kabul görmek ve birine kök salmak vardır. Evlilik maskelerinizi indirebildiğiniz, rol yapmanız gerekmeyen, günün sonunda eve döndüğünüzde kendiniz olabileceğiniz yegâne alandır.
Pek çok genç "Önce her şeyimi tamamlayayım, evimi-arabamı alayım, kariyerimin zirvesine çıkayım, sonra evlenirim" diye düşünüyorlar.
Oysaki birlikte sıfırdan bir hayat inşa etmek birlikte yokluğu görmek, birlikte başarmak, ilk evi tutmanın heyecanını beraber yaşamak çiftleri birbirine kırılmaz bağlarla bağlar. İki kişinin enerjisi ve maddi-manevi dayanışması, tek başınıza 10 yılda varacağınız hedefe 3 yılda ulaşmanızı sağlayabilir.
Yapılan bilimsel araştırmalar dürüstçe bir şeyi ortaya koyuyor. Mutlu bir evlilik yürüten bireyler, yalnız yaşayanlara kıyasla stresle daha kolay baş edebiliyor, daha uzun ve sağlıklı bir yaşam sürüyor. Duygusal tatmin, düzenli bir yaşam ritmi ve koşulsuz sevgi, insan psikolojisi için en güçlü antidepresandır.
Özetle... Evlilik doğru insanla yapıldığında bir kısıtlanma değil, bir çoğalmadır. Evlilik sizi geriye çeken değil, hayallerinize ulaşmanız için arkanızda rüzgâr olan bir eş, hayatın size verebileceği en güzel hediyedir.
Gençler…Korkularınızı, sosyal medyanın "yükselen yalnızlık" modasının bir kenarına bırakın. Hayatı tek başınıza bir maraton gibi koşmak yerine, el ele tutuşup keyifle yürüyeceğiniz o doğru kişiyi bulduğunuzda, evliliğe bir şans verin. Pişman olmayacaksınız.