Süleyman Karacaoğlan

Bir baba olarak en büyük endişem…

Süleyman Karacaoğlan

Eskiden sokak vardı buralarda toz vardı, düşmek vardı, kalkmak vardı. Arkadaşlık vardı. Şimdi ise çocuklarımızın dünyası küçücük bir ekranın içine sığmış durumda. Tabletler, telefonlar, bilgisayarlar… Hepsi hayatımızın bir parçası ama çocuklarımızın hayatının tamamı olmaya başladı. Bir baba olarak en çok düşündüğüm şey “Biz çocukken hayatı yaşayarak öğrendik, peki bizim çocuklarımız neyi yaşayarak öğreniyor?” oluyor.


Saatlerce ekrana bakan bir çocuğun gözleri yoruluyor belki ama asıl yorulan şey ruhu. Gerçek arkadaşlıkların yerini sanal sohbetler, sokak oyunlarının yerini dijital oyunlar aldı. Oysa hayat dediğimiz şey, dokunarak, hissederek, bazen kaybederek öğrenilir. Elbette teknolojiye tamamen karşı değilim. Bu çağın gerçeği bu. Ama dengeyi kuramazsak, çocuklarımızı kaybedebiliriz. Bir baba olarak görevimin sadece onları korumak değil, aynı zamanda doğru yönlendirmek olduğunu düşünüyorum.


Birlikte yürüyüşe çıkmak, bir top alıp oynamak, bir hafta sonunu telefonsuz geçirmek… Küçük gibi görünen ama büyük anlamlar taşıyan adımlar bunlar.


Çocuklarımızın çocukluklarını geri verelim.
Çünkü bir daha çocuk olmayacaklar.

Yazarın Diğer Yazıları