Servet Kilci

Bir mabedin hafızası

Servet Kilci

Ayasofya… Yüzyılların tanığı, medeniyetlerin mirası ve bir milletin ruhunu yansıtan eşsiz bir mabed. 86 yıllık bir hicranın ardından, 6 yıl önce bugün yeniden asli hüviyetine kavuşarak ibadete açıldı. Bu tarihle sadece bir yapının kapıları açılmadı, aynı zamanda bir milletin tarihine, kimliğine ve inancına sahip çıkma iradesinin güçlü bir ifadesi oldu. 

1934 yılında alınan kararla müzeye dönüştürülen Ayasofya, uzun yıllar boyunca sessizliğe bürünmüş, minarelerinden yükselen ezan sesleri yerini ziyaretçi uğultularına bırakmıştı. Ancak bu sessizlik, toplumun hafızasında her zaman bir eksiklik, bir özlem olarak yaşamaya devam etti. Çünkü Ayasofya, sadece taş ve kubbelerden ibaret bir yapı değildir. Ayasofya, fetihle birlikte bu toprakların ruhuna işlenmiş bir semboldü.

2020 yılında alınan kararla birlikte Ayasofya’nın yeniden cami olarak ibadete açılması, bu özlemin son bulduğu an oldu. O gün, sadece Türkiye’de değil, İslam dünyasında da büyük bir heyecan ve sevinç yaşandı. Kubbesinin altında yeniden saf tutan insanlar, aslında geçmiş ile bugün arasında güçlü bir bağ kuruyordu.

Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması, aynı zamanda egemenlik hakkının ve bağımsız karar alma iradesinin de bir göstergesi olarak tarihe geçti. Bu karar, bir yönüyle geçmişe saygı, diğer yönüyle geleceğe dair güçlü bir mesajdı…

Bu toprakların değerleri, yine bu milletin iradesiyle şekillenir.

Bugün, açılışının 6’ncı yıl dönümünde Ayasofya’ya baktığımızda, bir ibadethane olmanın yanı sıra aynı zamanda birliğin, dirilişin ve sürekliliğin sembolünü görüyoruz. Her gün kapısından giren binlerce insan, aslında bu büyük hikâyenin bir parçası oluyor. Ve bazen bir kapının yeniden açılması, bir milletin hafızasında yepyeni bir sayfa açar.

 

Yazarın Diğer Yazıları